Türkiye coğrafyasında kirletilmedik göl, nehir, dere, tarım toprağı, yok edilmedik orman, mera kalmadı dersem abartmış olmam. Basından 2019 yılı Aralık ayının son haftasında Karadeniz Bölgesinde bulunan 5 ilde 71 orman yangını çıktığı haberlerini okuduk. Şaşırdık mı? Hayır!
Peki, Anadolu’nun binlerce yılda oluşturduğu eşsiz ekosistemleri yok etmek, ranta dönüştürmek kimin işine yarayacak? Bundan kimler faydalanacak? Doğal değerleri kimler kullanacak düşündünüz mü?
Dünya iklimi beklenenin ve öngörülenin aksine çok daha hızlı değişmektedir. Gelecek yıllarda dünyada ve Türkiye’de yaşanacak doğal felaketlerle ilgili senaryolar geliştirilmekte, önlem alınmaya çalışılmaktadır. Bu kapsamda iklim değişikliğinin ne gibi sonuçlar yaratacağının, alınması gereken acil önlemlerin neler olduğu konusunda Türkiye genelinde iklim eğitimi çalışmaları yapılmaktadır…
Yetkililer iklim değişikliğinin sonuçları konusunda bilgilendirilmektedir. Bu kapsamda bir eğitim çalışması Aydın’da da yapılmış, faydalı olmuştur.
Eğitimde, iklim değişikliğinin sorumlusunun insan ve onun kullandığı fosil yakıtlar ile sera gazları olduğu dile getirilmiş, Atmosferi kirletmeyen, sera etkisi yaratmayan yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarının önemine vurgu yapılmıştır…
Fosil yakıtlar ve sera gazlarının kullanılmasının sınırlandırılması, iklim değişikliğinin durdurulması için uluslararası sözleşmeler düzenlendiği ve sözleşmelerin içeriği anlatılmış, sözleşmelere tam uyulmaması nedeniyle iklim değişikliğinin geri dönülmez noktaya doğru hızla ilerlediğine vurgu yapılmıştır…
İklim değişikliğine karşı dünyada ve Türkiye’de alınan önlemler, iklim değişikliğinin hangi bölgelerde çok daha etkili olacağı, hangi bölgelerin insan ve canlı yaşamı için uygun olacağı, hangi bölgelerde yaşamın zorlaşacağına ilişkin bilgiler ne yazık ki, kamuoyuna açıklanmamakta ve saklanmaktadır…
İklim değişikliği sonucu bazı bölgelerin çölleşmesi, Arap çöllerinin canlı yaşayamayacak hale gelmesi, Anadolu’nun deniz seviyesindeki ovalarının tuzlanarak tarıma elverişsiz tuzlu bataklığa dönüşmesi, tatlı su kaynaklarının kullanılamaz hale gelmesi sonrasında canlı yaşamına uygun Anadolu topraklarının nereleri olabileceğini kaçımız biliyor?
Kendisini her fırsatta hatırlatan iklim değişikliğinin gerçekleşmesi halinde dünyanın ¼’ ünün kalıcı kuraklık yaşayacağı bilim insanları tarafından öngörülmektedir.(1)
Türkiye’de yaşanacak iklim krizi ile ilgili senaryo çalışmaları 30’ar yıllık dönemi kapsayacak şekilde yapılmıştır. İlk dönem, 2011-2040 yılları arasındaki dönemdir. Bu dönemde sıcaklıların artmaya devam edeceği, yağışlarda önemli düşüşler olacağı, yağışların da ani ve sel baskınları şeklinde meydana geleceği, bu olumsuzluklardan ençok Akdeniz iklimine sahip, Ege ve Akdeniz bölgelerinin etkileneceği öngörülmüştür.(2)
Senaryolara göre gelecek yıllarda Türkiye’de yaşamaya en uygun bölgeler Marmara ve Karadeniz bölgeleri olacaktır. Şimdi bazı soruları kendimize sormak, Türkiye’de son yıllarda yaşananları anlamamıza yardımı olacaktır. Mülteci kabulü, Araplara yoğun şekilde ülkenin kuzeyindeki arazilerin satılmasıyla Ülkemizin demografik yapısının değiştirilmesi ve tarım arazilerinin mülkiyetinin Türklerin elinden alınarak yabancılara verilmesi Anadolu’nun binlerce yıllık yapısının değiştirilmesi ve dönüştürmesi mi amaçlanmaktadır?
Çanakkale ve Kurtuluş Savaşında Türk halkının canını vererek, kanını dökerek kazandığı kutsal vatan toprakları para uğruna birilerine sessiz sedasız devir mi edilmektedir? Tarım alanlarının ve yaşanabilir bölgelerin Türklerin elinden alınması, onların açlıkla karşı karşıya gelmesi demek değil midir? Bunları bilmek Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak bizim en tabii hakkımızdır.
Kapitalizm, uzun vadeli planlar hazırlar ve uygulamaya koyar. Bu bağlamda halk, devlet yetkililerinin kapitalizmin sinsi planına karşılık ne gibi önlemler alındığını görmek, bilmek ister. Çünkü iklim değişikliğinden kaynaklanacak her türlü olumsuzluğa karşı gerekli önlemleri almak, vatandaşını korumak ve geleceğini sağlamak devletin asli görevidir.
Ülkemiz üzerinde küresel kapitalizmin oynadığı oyunları görmezden gelir, zamanında gereken önlemler alınmazsa? Çok kısa bir sürede kendi ülkemizde azınlığa düşeceğimiz gibi elimizden alınan tarım topraklarda ırgat olarak çalışmak zorunda kalırız…
KAYNAK:
1-https://www.yesilodak.com/dunyanin-dortte-biri-kalici-kuraklik-yasayacak .
2-Bülent Gözcelioğlu, Makale-Türkiye için iklim değişikliği senaryoları. Bilim Teknik Dergisi 496 Sayı, Sayfa 34-35
EY MADENCİ
Ey Madenci
Doğayla Uğraşma
Munzur Dağlarını Anla
Kaz Dağlarından Defol
Yeşil Bir Dünya İçin
Munzur Çayı Hep Özgür Aksın
Kaz Dağlarındaki Çiçekler Hiç Solmasın
İBRAHİM SEVİNDİK
BENİM KÖYÜM
Baharda şenlenir bağı, bahçesi
Kokusu başkadır benim köyümün
Unutturur adama gamı, kederi
Havası başkadır benim köyümün
XXX
Akşam olur herkes döner evine
Can kurban inan ki benim köyüme
Gülabi’nin torunları derler bizlere
Özü başkadır benim köyümün
XXX
Yeşil yeşil meşeleri var dağında
Meyve ağaçları çiçek açar bağında
Her çeşit otlar yeşerir toprağında
Yeşili başkadır benim köyümün
XXX
Köyümün kenarından akar çayı
Kıvrım kıvrım dolanır sular tarlayı
Unuttum sanma orda olmayı
Dostluğu başkadır benim köyümün
XXX
Yaz gelince çıkarlar yaylaya
Gurbetçiler hasretle döner sılaya
Benden selam olsun Aziz Ağa’ya
Sevgisi başkadır benim köyümün
İBRAHİM SEVİNDİK