Geçen haftaki yazımda Anadolu’da kurulan ilk köyün ve köylünün tarım devrimi ile başlayan ve Büyük İskender’in Anadolu’yu işgal ettiği döneme kadar geçen süredeki durumunu anlattım. Bu hafta kaldığım yerden devam ediyorum.
Hitit, Frigya ve Lidya devletlerinin son bulmasıyla Anadolu’da kent devletleri dönemi başladı. Batı Anadolu’da yer alan kent devletlerinin deniz kıyısında olanları Yunanlılar tarafından kurulmuştu. Yunanlılar, doğal olarak kültürlerini ve yasalarını uygulamaya başladılar.
“O dönem Yunanistan’da tarım topraklarının mülkiyeti zenginlerin eline geçmişti. Köylü ve halk, tarım yaptığı toprağın mülkiyetine sahip değildi. Yetiştirdiği ürünün altıda birini toprak sahiplerine kira olarak vermek suretiyle çiftçilik yapabiliyor, yaşamını devam ettiriyordu.” (1)
Üretici durumundaki köylü, altıda bir ürününü toprak sahibine veremezse köle olarak satılabiliyordu. Kanun koyucu olarak seçilen Solon, yaptığı yasayla üretici ve köylüyü köle olmaktan kurtardı. Borçtan dolayı insanın köle haline getirilmesi uygulamasına son verdi. (2)
Büyük İskender’in ölümünden sonra yerine geçen generallerin kurduğu devletler, Anadolu’nun antik kentlerini yeniden ihya etti.
Anadolu topraklarının Romalılara bırakılmasından sonra Romalılar, Anadolu köylüsüne ve antik kent devletlerine iyi davrandı…
Köylü, Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde kurulmuş, “Komana” denen yarı bağımsız kentlerin etrafındaki köylerde özgür bir yaşam sürdürmekteydi. Bu kentlerin iç işlerinde bağımsızlığı ve özgürlüğü, Hristiyanlığın Bizans tarafından resmi din kabul edilmesiyle son buldu. (3)
Kilise, Anadolu halkının dini inançlarına saygı göstermedi. Onları inançlı birer Hristiyan yapmak için her türlü baskıyı uyguladı.
Bizans baskısına karşı isyan başladı. İsyanı bastıran Bizans devleti, kendi halkını katlettiği gibi asimilasyona tabi tuttu, isyana katılsın ya da katılmasın isyan çıkan bölge halkını sürgüne gönderdi. ( 4)
M.S. 582-602 yılları arasında çıkan isyanlara katıldığı gerekçesiyle Anadolu halkı, Kıbrıs Adasına, 642-668 yılları arasındaki isyana katıldıkları gerekçesiyle Sicilya Adası ve İtalya’ya sürüldü. (5)
Bergama Krallığı ve Roma döneminde köylüye tanınan kısmi özgürlük, Bizans döneminde ortadan kaldırıldı. Köylünün ürettiği ürünlere ağır vergiler konularak köleleştirildi. Topraklar, derebeylerin ve kilisenin eline geçti.
“Büyük çiftlikler ile Kiliseye ait topraklarda yapılan üretim, her çeşit vergiden muaf tutulurken, küçük üreticilerden %90’lara varan oranlarda ağır vergiler isteniyordu. Derebeyleri, kendilerine boyun eğmeyen, topraklarını devretmeyen az sayıdaki özgür köylü ve çiftçiyi eli sopalılar denen adamları yardımıyla ikna ediyorlardı.” (6)
Bizans ve Kilise, Anadolu köylüsünün toprağını ve özgürlüğünü elinden almakla yetinmemiş, kültürünü ve adetlerini de elinden alarak Hristiyanlığa mal etmiştir…
Köylü ve çiftçi özgürlüğünü ve toprağını kaybederek, devletin, kilisenin ve derebeylerin üretim aracı haline dönüştürüldü…
Bizans’ın köylüyü yok sayması, ezilmesine, topraklarının elinden alınmasına sessiz kalması, kendi sonunu hazırladı. Köylü, Bizans devletine olan güvenini yitirdi. Devleti savunmaz oldu…
Kurtarıcı aramaya başladı. Kurtarıcı olarak, kendilerine daha yakın ve adil buldukları Doğudan kafileler halinde gelen Türk’leri gördü, onları bağrına bastı, kaynaştı ve bütünleşti. Çoğu gönüllü olarak din değiştirip Müslüman oldu…
Yunan ve Bizans uygarlıklarının Anadolu’da son bulmasının, devletin yıkılmasının asıl nedeni, köye ve köylüye gereken önemi vermemesinden kaynaklanır. Çünkü köylü, ürettiği ürünler ve gençleriyle devleti ayakta tutan temel taşıdır…
KAYNAK:
1-Halikarnas Balıkçısı, Anadolu Tanrıları S. 21
2-Age. S.21
3-Erdoğan Çınar, Aleviliğin Kökleri-Abdal Musa’nın Sırrı. S. 90
4-Age. S. 119
5-Age. S134
6-Georgios Nakracas, Anadolu ve Rum Göçmenlerin Kökeni. S. 34
BENİM KÖYÜM
Baharda şenlenir bağı, bahçesi
Kokusu başkadır benim köyümün
Unutturur adama gamı, kederi
Havası başkadır benim köyümün
XXX
Akşam olur herkes döner evine
Can kurban inan ki benim köyüme
Gülabi’nin torunları derler bizlere
Özü başkadır benim köyümün
XXX
Yeşil yeşil meşeleri var dağında
Meyve ağaçları çiçek açar bağında
Her çeşit otlar yeşerir toprağında
Yeşili başkadır benim köyümün
XXX
Köyümün kenarından akar çayı
Kıvrım kıvrım dolanır sular tarlayı
Unuttum sanma orda olmayı
Dostluğu başkadır benim köyümün
XXX
Yaz gelince çıkarlar yaylaya
Gurbetçiler hasretle döner sılaya
Benden selam olsun Aziz Ağa’ya
Sevgisi başkadır benim köyümün
İBRAHİM SEVİNDİK
Sevgili arkadaşlar, köyler bizim millî meselemizdir. Hatta tam milli güvenlik meselemiz de diyebilirim. Emperyalizmin amacı köyleri dağıtıp tarımı yok etmektir. Sevgili Kemahlı Şairimiz İbrahim Sevindik bu güzel şiiriyle emperyalizme çok güzel bir cevap yazmış. Özellikle de o son kıtası aynı bir destan gibi insanı çok etkiliyor. Artık herkesin köyüne sahip çıkması lazım. Bu güzel paylaşımınız için çok teşekkürler.
Yaz gelince çıkarlar yaylaya
Gurbetçiler hasretle döner sılaya
Benden selam olsun Aziz Ağa’ya
Sevgisi başkadır benim köyümün
İBRAHİM SEVİNDİK