Adalet…

10 Ekim 2022

Yazılarımda ağırlıklı olarak; Anadolu, tarım, çevre ve mitoloji konularını işlediğim doğrudur. Değindiğim ve dikkat çektiğim eksikliklerin giderilmesi, yaşanılır bir çevre oluşturulması için Anayasa, yasa ve yönetmeliklerin tam olarak uygulanması, doğada adaletin sağlanması gerekir. Ekim ayındaki yazılarım, cumhuriyet, hukuk ve adalet üzerine olacaktır…
Peki, adalet nedir? Sözlüklerde, “hak ve hukuka uygunluk, doğruluk, türe.” Olarak tanımlanır. Bu tanıma göre: Hukuka uygunluk ve haklılık, adaletin olmazsa olmaz, temel unsurlarının başında yer alır. Hukuk, kanun yapıcılarca yürürlüğe konulan yasanın, bütün bireylere eşit ve ayrım yapmadan uygulanmasını sağlar… 
Fatih Sultan Mehmet: “Aklı öldürürsen ahlak da ölür. Akıl ve ahlak öldüğünde millet bölünür. Kadı’yı satın aldığın gün adalet ölür. Adaleti öldürdüğün gün Devlet de ölür.” (1) Sözleriyle “Adaletin,” devleti ayakta tuttuğunu anlatmıştır…


Kadim Türk devletlerinde “Adalet, hükümdarın bağışlama eylemi değil, Törü’nün (yasa) doğru, eşit ve tarafsız bir şekilde uygulanması.”(2) Olarak kabul edilirdi. Kutadgu-Bilig’de “Ey hükümdar, şu üç işe çok seçkin kişileri ara ve bul, işleri onlara ver. Bunlardan biri Kadı’dır. Halka faydalı olabilmesi için çok temiz ve takva sahibi olmalıdır. (3) Öğüdünü verir. Yasalar eşit ve yansız uygulandığında insanlar huzurlu ve mutlu yaşar, geleceklerinden endişe etmezler, güvenceleri yasadır, hukuktur…
Sosyologlar, hukuk kurallarının yerleşikliğe geçilip, toplum halinde yaşamaya başlamasıyla oluştuğu konusunda görüş birliğindedir. “Filozoflar, toplumun belirli amaçlarla kurulmuş bir düzen olduğunu,” (4) savunurlar. Düzenin korunması; insanlar arasında, devletle insan arasındaki ilişkileri düzenleyen, yaptırımı olan kural konulmasına ve kuralın eşit ve yansız olarak uygulanmasına bağlıdır…

 
Çağımız toplumları, insana sağ doğmakla kazandığı temel haklar tanımış ve yasalarla garanti altına almıştır. Tanınan temel haklar: “Yaşam hakkı, ifade özgürlüğü, öğrenim hakkı, mülkiyet hakkı, yasa önünde eşitlik, hakkını meşru zeminde arama, masuniyet hakkı (…)” Ve diğer haklardır.


Günümüz devletleri, yönetim şekillerini önceden belirleyip, uyulması zorunlu ve yaptırımı olan kural koymuş, yasa yapmışlardır. Genellikle yazılı olan bu yasalara, Anayasa denir. Anayasalar, toplumsal sözleşmelerdir. Devletin rejimini, kişilerin temel haklarını ve ödevlerini, devlet organlarını, organlar arasındaki eşgüdümü düzenler… 
Anayasaya konulmuş kurallar; yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve bireyleri bağlar. Kişilerin temel hak ve özgürlüklerini güvence altına alır. İnsanın, kişiliğinin gelişmesini, güven, huzur ve refah içinde yaşamasını sağlayacak kurallar koyar. Uygar ülkelerin anayasaları kişi hak ve özgürlükleri ile hukukun üstünlüğünü tanır. Bu anayasalar demokrattır, uygardır, özgürlükçüdür…


Milattan önceki yıllardan beri filozoflar ideal toplum ve devlet nasıl olmalıdır? Sorusuna yanıt aramış, öngördükleri hayali (ütopik) devlette yaşayan insanların; mutluluğunu, refahını sağlamak için kafa yormuşlar, devletin adil olmasında karar kılmışlardı. Bugün adalet sembolü olarak kullanılan “Themis” heykeli, ilk kez Mısırlılar tarafından kullanılmıştı. Yunan Mitolojisinde adalet sembolü olarak yer almıştı…


Tanrıça Themis, terazisi ile hakları tartmakta ve hakkı sahibine teslim etmektedir. Themis’in elindeki kılıç ise adaletin güç ile yerine getirileceğini göstermektedir. Zamanla Themis, gözleri bağlı olarak tasvir edilmiştir. Bunun nedeni ise adaletin eşit olarak dağıtılması gerektiğidir…


Çağımız demokrasilerinde adalet: Kişinin, doğuştan sahip olduğu devredilmez, vazgeçilmez haklarını serbestçe kullanması, haklarını kullanırken hiçbir endişesinin olmamasıdır. Hakların kullanılmasının engellenmemesi, engel olmak isteyenlerin, devlet tarafından cezalandırılması,  şeklinde kendini gösterir…


Devletin asli görevi; bireyi, kişi hak ve özgürlüklerinin önündeki bütün engelleri kaldırmak, adaleti sağlamaktır. Bu da hukukun üstünlüğünün tanınması ve yasaların eşit uygulanması ile mümkündür…
 KAYNAK:
1-https://tarihkurdu.net/fatih-sultan-mehmet-hanin-yargilanmasi.html
2-Halil İnalcık, Osmanlı, Devlet, Hukuk ve Diplomasi. S. 43 vd.
3-Yusuf Has Hacib, Kutadgu Bilig. S. 893 (5329. Beyit)
4-Sulhi Dönmezer, Sosyoloji. S. 108   

Yorumla

Your email address will not be published.