Hafıza-i Beşer, nisyan ile maluldür, demiş atalarımız, çok doğru söylemiş. İnsan, çabuk unutur. Ulus olarak onca felaket yaşadık, ama gerekli önlemleri almamakta ısrar ediyoruz. Türkiye deprem kuşağında yer alır. Daha önce de birçok deprem yaşandı, depremler çok can aldı…
6 Şubat sabahı Kahramanmaraş depreminin haberiyle uyandık. Acımız sonsuz. Ölenlere rahmet, yaralılara acil şifa diliyorum. Daha önce yaşadığımız İzmit depreminden ders almadık. Yıl dönümünde toplantılar yaptık ve unutmayacağımızı haykırdık. Acaba birey olarak bizler ve devlet görevlileri nutuk atmaktan başka, depremden ders çıkarıp gerekli önlemleri aldık mı? Sanmıyorum…
Mimarlar, mühendisler, jeologlar ve deprem uzmanları ; “insanı deprem öldürmez, ihmal ve bina öldürür” diye bas bas bağırdılar. İzmit depremi üzerinden yirmi yıldan fazla zaman geçti, Türkiye Cumhuriyeti hükümetleri ne yaptı, hangi eksikliği giderdi?
Eskilerin deyimiyle şapkanızı önünüze koyun; yapılanları, yapılmayanları bir düşünün. Binalar, güçlendirildi mi? Depreme dayanıklı olup olmadıkları kontrol edildi mi? Kentsel dönüşüm, yasaya uygu ve halkın yararına gerçekleştirildi mi? Bir sorgulayın…
Devletin yapacağı işlerin yanında, vatandaş olarak üzerimize düşeni yaptık mı? Örneğin: Yaşadığımız binaların depreme dayanıklılığını test ettirip, dayanıklı olmayanlarını yıktık mı?
Uzmanlar, bölgeye dikkat çektiler ama ne yazık ki, bilim inşaları ve kamuoyu İstanbul depremine odaklandı. Ülkemizin birinci derece deprem bölgesi olduğu unutuldu. Oysa Türkiye’nin her bölgesinde yıkıcı bir depremin olma olasılığı çok fazladır…
Kentsel dönüşüm yasasının uygulamasının çok geç kaldığı ya da getirim elde etmek için yanlış uygulandığı söylemlerinden başka söylemde bulunanların olduğunu duyanınız oldu mu? Duyan varsa bana da söylesin! Oysa kentsel dönüşüm ile birlikte yapılacak o kadar çok şey var ki?
Kentlerin deprem sonrası toplanma bölgeleri var mı? Varsa yeterli mi ve ilan edildi mi? Deprem anında ve sonrasında ulaşımı sağlayacak “ulaşım ve afet mastır” planı yapılmış mı? Varsa her yıl revize edilmiş mi? Eğer ulaşım ve afet mastır planı yoksa! Ne çıkan yangınlara müdahale edilebilir ne de yaralıları hastaneye, diğer sağlık kuruluşuna ulaştırılabilir…
Halkın temel ihtiyaçlarını ve barınmasını karşılayacak önlemler alınmış mıdır? Yoksa halk başının çaresine mi bakacaktır? Kargaşa anında halkın malını yağmacılardan koruyacak tüm tedbirler alınmış mıdır? Sorular o kadar çok ki sormakla bitmiyor…
Soruların yanıtını vermek ve önlemleri almak başta Devlet ve belediyelerin görevidir. Alınması gereken önlemler, tam olarak yerine getirilerse halk, böyle felaketleri daha az zararla atlatacaktır…
Yukarıda sorduğumuz soruların yanıtları, yaşadığımız kent, Efeler ilçesi içinde geçerlidir. Önlemler alınmış mı? Depreme hazırlıkta eksikliklerin ne kadarı giderilmiş, ne kadarı hayata geçirilmiştir?
Aydın genelinde 498.255 motorlu araç bulunmaktadır, Efeler ilçesinde normal günlerde trafik sıkışıklığı yaşanmaktadır. Deprem ve tabii afet anında olacakları düşünün. Ulaşım ve afet Mastır planı olmaması halinde; deprem sonrası çıkacak yangınlara itfaiyenin, yaralıların tahliyesi için ambulansların hangi güzergâhı, hangi yolu kullanacağı belli olmayacaktır.
Deprem konteynırları, seyyar hastaneler, seyyar tuvaletler, seyyar mutfaklar hazır mıdır? Nerelerde kurulacaktır? Halkın su ihtiyacı nasıl karşılanacaktır? Bunları hazırlamak ve deprem anında hizmete sokmak merkezi hükümetin ve yerel yönetimlerin görevidir. Görevlerini yerine getirdiklerini görmek, bilmek hem hakkımız, hem de rahatlamamız için gereklidir.
Unutmayalım, deprem öldürmez bina ve ihmal öldürür…