Kadim Anadolu’da tarım alanlarının sahibi, egemenlerdi. Köylü, tarım toprağının kiracısı konumundaydı, ürettiği ürünün belli bir miktarını vergi olarak ödemek zorundaydı…
Osmanlı İmparatorluğu döneminde bütün tarım toprakları padişaha aitti. Dağıtılan topraklar, asker ve vergi güvencesiyle Sipahiye verilir, köy ve köylü kontrol altında tutulurdu.” (1)
Sipahi, köylüyü kontrol altında tutar asayişi sağlar, vergileri toplar, savaş zamanında padişahla sefere katılmak üzere atlı asker yetiştirirdi. Köylünün kaderi sipahinin iki dudağı arasındaydı. Öyle ki, “köylü çocuklarının okuyup okumayacağına karar verme yetkisine sahipti…” (2)
Osmanlı İmparatorluğunda Köyün idaresi Kadıya bağlıydı. “Kadı; kentin belediye başkanı, mahalle, köy ve nahiyelerin mülki amiri ve yargıcıydı.” (3) Kentlerdeki mahallelerin ve köylerin idaresi imamlara aitti…
Köy olarak bilinen, hayvan yetiştiren ve tarımla geçinen küçük yerleşim yerleri ilk kez Cumhuriyetle birlikte tüzel kişilik kazandı. Köy idaresi ile ilgili devrim niteliği taşıyan örnek bir kanun çıkarıldı. Köylü, Cumhuriyetle birlikte reaya olmaktan kurtarıldı özgür ve eşit birey oldu…
“18 Mart 1924 tarihinde 442 Sayılı Köy Kanunu kabul edildi. TBMM’de alkışlar arasında ve oy birliği ile kabul edilmesi üzerine Zonguldak Milletvekili Tunalı Hilmi Bey, sevincini ‘Sekiz milyon Türk köylüsü namına söylüyorum. Yaşasın Türkiye Büyük Millet Meclisi’ sözleriyle dile getirdi.” (4)
1924 ten beri yürürlükte olan kanun değiştirilmek isteniyor. Anadolu Ajansının 18.11.2024 tarihli haberine göre: Köy Kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi Türkiye Büyük Millet Meclisine verildi. Teklifin gerekçesinde:
“Alternatif enerji kaynaklarının önemi her geçen gün artan yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelen Türkiye hem enerjide dışa bağımlılığı sona erdirmekte hem de rüzgâr ve güneş gibi doğal kaynaklardan azami düzeyde faydalanma” (5) amacında olduğu gösterildi.
Teklife “çeşitli nedenlerle binalarını yapamayan, tamamlayamayan veya taksitlerini ödeyemeyen hak sahiplerine ek süre verilmesine dair bir öneri eklendi.” (6) Denilerek yasaya yapılacak tepkiler ve asıl amaç gizlenmek istenmiş…
Köylerin tüzel kişiliği ilk kez Büyükşehir Belediyesi kurulmasına dair 6360 sayılı yasayla kaldırıldı, belediyelik olan köyler bile mahalleye dönüştürüldü. Köylerin tüzel kişiliğinin kaldırılması ve mahalleye dönüştürülmesi uygulamada birçok olumsuzluğu da beraberinde getirdi…
Köyler, geleneksel tarım ve hayvan üretim merkezleridir. Köy kanunda yapılmak istenen değişiklik köy mallarının özel idareye ve belediyelere devrini, ormanlık alanlara, yaylak, otlak ve meralara HES, RES, JES ve GES kurulması amaçlanmaktadır…
KAYNAK:
1- Erdoğan Aydın, Osmanlı Gerçeği. S.226
2-Bezmi Nusret Kaygusuz, Şeyh Bedreddin Semavini. S. 75
3-İlber Ortaylı, Osmanlı’ya Bakmak. S. 260
4-https://ataturkansiklopedisi.gov.tr/bilgi/koy-kanunu/?pdf=3527
5-https://www.aa.com.tr/tr/politika/ak-parti-koy-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-teklifini-meclis-baskanligina-sundu/3396922
6-Adı geçen haber.
BENİM KÖYÜM
Baharda şenlenir bağı, bahçesi
Kokusu başkadır benim köyümün
Unutturur adama gamı, kederi
Havası başkadır benim köyümün
XXX
Akşam olur herkes döner evine
Can kurban inan ki benim köyüme
Gülabi’nin torunları derler bizlere
Özü başkadır benim köyümün
XXX
Yeşil yeşil meşeleri var dağında
Meyve ağaçları çiçek açar bağında
Her çeşit otlar yeşerir toprağında
Yeşili başkadır benim köyümün
XXX
Köyümün kenarından akar çayı
Kıvrım kıvrım dolanır sular tarlayı
Unuttum sanma orda olmayı
Dostluğu başkadır benim köyümün
XXX
Yaz gelince çıkarlar yaylaya
Gurbetçiler hasretle döner sılaya
Benden selam olsun Aziz Ağa’ya
Sevgisi başkadır benim köyümün
İBRAHİM SEVİNDİK
Sevgili arkadaşlar, köyler ülkenin şah damarıdır. Köy enstitüleri de o köyleri kalkındırmaya çalışan çok önemli kurumlardır. Yıllar önce Emperyalistler Köy Enstitülerini kapattırıp Türkiye’nin şah damarını kestiler. Eğer Köy Enstitüleri devam etseydi Türkiye şu an üretime dönük eğitim sistemi ile çok farklı yerlerde olurdu. Ama maalesef o düzeni bozulan menfaat düşkünlerinin oyunu ile kapandı. Eskiden herkes şehirde şuyum olsun buyum olsun diyordu şimdi ise herkes şehirde yüz tane dairem olacağına köyde bahçeli bir evim olsun dünyada başka hiçbir şey istemem diyor. Gerçekten de sağlık herkesi o duruma getirdi maalesef. Artık herkesin köyüne sahip çıkması gerekir.
Yaz gelince çıkarlar yaylaya
Gurbetçiler hasretle döner sılaya
Benden selam olsun Aziz Ağa’ya
Sevgisi başkadır benim köyümün
İBRAHİM SEVİNDİK