İklim krizini yaratan kapitalist ülkeler; Çin, ABD ve Hindistan’dır. ABD ve Rusya iklim değişikliği ile Co2 salımı arasında bağlantı kurulamadığı iddiasındadır. (1) Bu nedenle yeni bir iklim kanunu yapma gereği duymuyorlar…
Bilim insanlarının, çevrecilerin ve köylülerin itirazlarına rağmen, Türkiye Cumhuriyeti yeni bir iklim kanunu kabul etti.. 7552 Sayılı iklim Kanunu 2.7.2025 tarihinde TBBM tarafından kabul edildi ve Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girdi…
Kanunun amacının; “yeşil büyüme vizyonu ve net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda iklim değişikliğiyle mücadele etmek olduğu” 1. Maddesine yazıldı. Kanunda iklim krizini önleyecek, Atmosferdeki Co2 i sentezleyerek Oksijen üretecek ormanların korunması ya da yeni orman alanları tesis edilmesi ile ilgili tek kelime yok…
Türkiye Cumhuriyeti, Paris İklim Sözleşmesine imza attı. Sözleşme TBBM tarafından 6.10.2021 tarih ve 7335 sayılı kanunla onanarak kabul edildi. Sözleşmenin 5. Maddesi, iklim krizinden kurtulmak için mevcut ormanların korunmasını ve yeni orman alanları tesis edilmesini tavsiye etmekteydi…
Oysa 7552 sayılı kanun bu haliyle,krizi önlemekten, yeşil dokuyu korumaktan çok Co2 salımı yapanlardan salım parası almayı amaçlamış. TBMM de görüşülmekte olan, orman ve zeytin talanına izin veren Maden Kanunu değişikliği kabul edildiği takdirde İklim Kanunun, “yeşil büyüme” amacı gerçekleşmeyecektir…
Kanunu okuduğumda William Nordhaus’un İklim Kumarı adlı kitabında yer alan birçok konu, kanunda hemen hemen aynen yer almış. Kanun, doğayı, ormanı, zeytini korumaktan çok uluslararası kapitalistleri korumak için çıkarılmış gibi…
Karbon salınımının önüne geçmek için, Kanunun 9. Maddesinde ETS, “Emisyon Ticaret Sistemi” kurulması öngörülmüştür. ETS, Atmosfere karbon salımını izine tabi tutarak, fiyatlandırılması öngörülmüştür…
Gelin görün ki aynı öneri, William Nordhaus ’un kitabında da karbon fiyatlandırmasının nasıl olacağını açıklanmış, örnek bir sanal sertifika da konulmuştur. (2) Yani parayı önceden veren, şirketler ve özel kişiler karbon salım sertifikası alacak ve salıma devam edecek…
Sanayi ürünü üreten, Co2 ve sera gazı salımı yapan ülkeler, sanayi malı üretimi yapanları izne tabi tutarak (3) iklim krizini önleyebileceklerini düşünmektedir. Onlar, para için talan ettikleri doğadan ellerini çekme niyetinde değil…
Oysa doğa, rahat bırakıldığında iklim krizini önleyecek güçtedir. Yeter ki ona nefes alacak fırsatı verelim. Vereceğimiz fırsat çok basit. Ormanları, zeytinlikleri ve sulak alanları korumak, suları kirletmemek ve yeni orman tesis etmektir. Ne yazık ki bunlar yasada yok…
Kanun, iklim krizini azaltmak, ısıyı düşürmek, yeşil alanlar tesis etmek yerine Co2 salımı yapan şirketlerden para almayı amaçlamıştır. Alınan para, imal edilen ürünler üzerinden halkın sırtına yüklenecek ve pahalılığı arttıracaktır…
KAYNAK:
1- William Nordhaus, İklim Kumarı. S. 331
2-William Nordhaus, İklim Kumarı. S. 268-269
3-Age. S 257