Dünyanın uygar kentlerinde; ekonomik yapı gelişmiş, halkın can güvenliği sağlanmış, alt yapısı tamamlanmış, gelir dağılımı, barınma, sağlıkta ve eğitimde eşitlik sağlanmıştır. O kentlerde anıtsal yapılar, geniş ve bakımlı caddeler, çiçeklerle bezenmiş parklar, süs havuzları, halkın rahatını sağlayan ferah ve modern evler vardır…
Anadolu antik kentlerinin hepsinde heykellerle süslü geniş caddeler, agora, tiyatro, hipodrom, kütüphane, mahkeme binası gibi anıtsal ve sosyal yapılar vardı. Kanalizasyon sistemleri su baskınlarını önleyecek şekilde yapılmıştı. Bu kentlerden birisi de Tralleis’tir…
Tralleis ve Aydın’ın güzelliklerini bir kez daha hatırlatayım:
Tralleis’in İ.Ö 1200 yıllarında Traklar ve Akha’lar tarafından kurulduğu kabul edilir. İ.Ö 411 yılında kullanılan ismi Tralleis’tir.(1) Kentten üç gözler ayakta kaldı. Kayıtlara göre tiyatro, hamam, jimnazyum, kütüphane gibi anıtsal yapılarla saray ve konaklar vardı…
I. Yüzyılda Tralleis sanat, mimari, eğitimde çok ileri bir aşamadaydı. Müzik yarışması yapılır, tiyatroda oyunlar sergilenir. Yetişmiş, eğitimli insanı başka kentlerde yöneticilik yapardı…
Tralleis antik Kenti, Herodotos’un deyimiyle, “en güzel gökyüzü altındaki en güzel iklime sahip topraklara kurulmuştur.” (2) Rayet-Thomas adlı seyyahlar daha özele inerek, Tralleis için, “Küçük Asya’nın (Anadolu) hiçbir yöresinde maddi zenginliğin, göz alıcı güzelliğin bir araya geldiği başka bir yer bulmazsınız.”( 3) Der…
Aydın’da yaşayan insanlar ve kenti yöneten yetkililer ne yazık ki üzerinde yaşadıkları toprakların değerini bilmiyor. Büyük Menderes Nehrinin suladığı ovalardaki birinci sınıf tarım topraklarının, kuru ağacı diksen yeşertecek kadar mümbit olduğunun farkında değil…
Tralleis’in zaman içinde ismi devamlı değişti. Doğal güzelliğine dikkat çekmek için, çok çiçekli, güzel çiçekli denildi. (4) Sonra, Seleucia, Antiochia, Caesarea Tralleis denildi. Aydınoğlu döneminde Aydın Güzelhisarı, Aydın Sancağı, Cumhuriyet döneminde Aydın, İli, 2014 yılından sonra Efeler ilçesi ismini aldı…
Kent, Aydınoğulları döneminde bölgenin zengin kentleri arasında yerini almaya devam etti. “Bölgenin ve kentin gelir kaynağı, İncir, üzüm zeytin dışında dericilik, dokumacılıktı. Bu ürünler ihraç ediliyordu.” (5)
Günümüz Aydın’ında ne yazık ki, o eski kentten geriye pek bir şey kalmadı. Eski kentin özelliklerden eser yok. Aydın’ın eski güzelliği, doğası, vahşi madenciliğe, Jeotermal akışkana kurban edildi. Suları kirlendi, ormanları yok ediliyor…
Yerüstü güzelliklerinin getirisi devamlı olduğundan korunmalıydı. Aydın’ı eski güzel günlerine kavuşturmak mümkün. Yeter ki, halk ile yerel yöneticiler bir araya gelsin ve samimi olarak kenti kurtarmak için çalışmaya başlasınlar. Başka Aydın yok…
BENİM KÖYÜM
Baharda şenlenir bağı, bahçesi
Kokusu başkadır benim köyümün
Unutturur adama gamı, kederi
Havası başkadır benim köyümün
XXX
Akşam olur herkes döner evine
Can kurban inan ki benim köyüme
Gülabi’nin torunları derler bizlere
Özü başkadır benim köyümün
XXX
Yeşil yeşil meşeleri var dağında
Meyve ağaçları çiçek açar bağında
Her çeşit otlar yeşerir toprağında
Yeşili başkadır benim köyümün
XXX
Köyümün kenarından akar çayı
Kıvrım kıvrım dolanır sular tarlayı
Unuttum sanma orda olmayı
Dostluğu başkadır benim köyümün
XXX
Yaz gelince çıkarlar yaylaya
Gurbetçiler hasretle döner sılaya
Benden selam olsun Aziz Ağa’ya
Sevgisi başkadır benim köyümün
İBRAHİM SEVİNDİK