CHP’li Bülbül, 12 Yargı Paketi’nin görüşmelerinde konuştu: “Pansuman tedbirleriyle bu işi düzeltmeye çalışıyorsunuz”

25 Haziran 2026

CHP Aydın Milletvekili ve TBMM Adalet Komisyonu CHP Grup Sözcüsü Süleyman Bülbül, 12. Yargı Paketi’nin Adalet Komisyonu’nda yapılan görüşmelerinde konuştu. Bülbül, pek çok alanda hukuksuzluğun sürdüğünü belirterek, Şu anda vatandaş ‘Cumhuriyet Halk Partisi belediye başkanlarına ve Ekrem İmamoğlu’na yapılan operasyon siyasi operasyondur’ diyor. Ama Akın Gürlek ne diyor? ‘Yüzyılın en büyük yolsuzluk dosyası bu’ diyor. Yahu, arkadaşlar, çöktü, çöktü, dava tel tel çöktü” diye konuştu. Bülbül, “Yamalı bohça’ gibi pansuman tedbirleriyle bu işi düzeltmeye çalışıyorsunuz. İnfazda eşitlik ve adalet torba kanunlarla sağlanmaz. Paketlerle yargı reformu olmaz.Yasama, yürütme ve yargı kuvvetler ayrılığıyla birbirinden ayrılmadan; yargı tarafsız, bağımsız ve etkin olmadan, yürütme ise denetlenebilir hale gelmeden hukuk devleti olmaz.‘Yaptım oldu’ anlayışıyla bu işler olmaz” dedi. 

“İnfazda eşitlik ve adalet torba kanunlarla sağlanmaz”

Cezaevlerine bakıyorsunuz. Şu anda 300 bin kapasiteli cezaevlerinde 430 bin kişi kalıyor. 8 yıldır milletvekiliyim. İnfazla ilgili birçok yasa teklifi geldi. Dolduruyoruz, boşaltıyoruz. Dolduruyoruz, boşaltıyoruz! Millet bas bas bağırıyor, soruyor. ‘Sayın Adalet Bakanı IBAN’a ilişkin açıklama yapmıştı, düzenleme yok mu?’ diyor. Ehliyet affı bekleyenler var, KHK mağdurları var. Pandemi döneminde aynı gün, aynı suçu işlemesine rağmen farklı mahkemeler nedeniyle farklı infaz uygulamalarına maruz kalan insanlar oldu. Bu ülkede infaz adaletsizliğini yaşamadık mı? Yaşadık. Düzeltebildik mi? Düzeltemedik. ‘Yamalı bohça’ gibi pansuman tedbirleriyle bu işi düzeltmeye çalışıyoruz.İnfazda eşitlik ve adalet torba kanunlarla sağlanmaz.Paketlerle yargı reformu olmaz. Yasama, yürütme ve yargı kuvvetler ayrılığıyla birbirinden ayrılmadan; yargı tarafsız, bağımsız ve etkin olmadan, yürütme ise denetlenebilir hale gelmeden hukuk devleti olmaz. ‘Yaptım oldu’ anlayışıyla bu işler olmaz. Ne olur? 31 Mart 2024’te yüzde 38 oy oranıyla Türkiye’nin birinci partisi olup iktidara giden yolda bütün anketlerde birinci olan partiye sarayın yargı aparatlarıyla birlikte mutlak butlan atanır, partinin kapısı kesilir, milletvekilleri gaz yer, partiye polis girer. İşte, geldiğimiz nokta bu. Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu yol arkadaşlarımız hakkında mesnetsiz bir çok iddia öne sürülür. 

“Dava tel tel çöktü” 

Şu anda vatandaş ‘Cumhuriyet Halk Partisi belediye başkanlarına ve Ekrem İmamoğlu’na yapılan operasyon siyasi operasyondur’ diyor. Ama Akın Gürlek ne diyor? Akın Gürlek, ‘Yüzyılın en büyük yolsuzluk dosyası bu’ dedi. Adli yıl açılış töreninde, ‘Biz kuyumcu terazisi hassasiyetiyle iş yapıyoruz’ diyor. Sonrasında, ‘Etkin pişmanlık kapsamında ifadeler mutlaka avukatlar eşliğinde alınıyor’ diyor, Yani, ‘Biz zorlamıyoruz, baskı yapmıyoruz, tam tersine, onlar etkin pişmanlıktan faydalanmak isteyenlere baskı yapıyorlar’ diyor. Yahu, arkadaşlar, çöktü, çöktü, dava tel tel çöktü! Etkin pişmanlıktan yararlanmak için dilekçe verenler ise, ‘Çocuğumuzla, eşimizle karımızla, kocamızla biz orada tehdit edildik, vermiş olduğumuz ifadeler doğru değildir’ diyor. Medya AŞ’nin Eski Genel Müdürü, İpek Elif Atayman,Afyonkarahisar’a gönderilirken sekiz saat ters kelepçeyle gönderildi, aylarca yerde yatırıldı. Yine Medya A.Ş Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker çıplak aramaya maruz bırakıldı. Yazık değil mi? Hangi hukuk devletinden bahsediyoruz? Hangi demokrasiden bahsediyoruz? Milletvekillerinin dahi güvenliği yok. Dokunulmazlık deniliyor. Ne dokunulmazlığı? Her an Karma Komisyon’a gelecek fezlekelerden bahsediliyor. Nerede bahsediliyor? Yandaş birçok kanalda. 

“Soruşturmanın gizliliği nerede?”

Biz artık birçok olayı, haber sitelerinden, yandaş haber sitelerinden öğreniyoruz. Hukuk bu mudur arkadaşlar, hukuk bu mudur? Nerede TCK 258? Nerede soruşturmanın gizliliği? Nerede bu ifadelerin çarşaf çarşaf televizyonlarda yayınlanması? Bu memlekette, Cumhuriyet Halk Partisi belediye başkanı olmak ya da muhalif olmak, bu memlekette iktidara karşı açıklamalarda bulunmak suç mu? İfade özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı nerede?

“Başsavcılık doğruyu söylemiyor, İmamoğlu’na tecrit uygulanıyor” 

Ben Cumhuriyet Halk Partisinin Adalet Komisyonu Grup Sözcüsüyüm, 35 yıllık ceza avukatıyım. Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu, Onursal Adıgüzel, Ömer Günel, Resul Emrah Şahan, Hasan Akgün, İnan Güney, Utku Caner Çaykara, Şerafettin Can Atalay, Buğra Gökçe, Selçuk Kozağaçlı, Tayfun Kahraman veDoğukan Kurnaz’la 12 Haziran Cuma günü görüşmek için verdiğim dilekçe, üç gün sonra bizzat tarafıma gelen telefonla olumsuz yanıt verilerek engellendi. Hangi hakla, hangi yetkiyle benim görüşmem engellendi? Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkındaki Yönetmeliğin 40. maddesi açıktır. İdareye herhangi bir takdir yetkisi tanınmadan, milletvekillerince talep edilen görüşmelerin yerine getirilmesi gerekir. Bir milletvekilinin görüşme hakkının ortadan kaldırılmasının gerekçesi nedir? Sonra, bakıyorsunuz Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı o gün açıklamada bulunuyor. ‘Ekrem İmamoğlu ile milletvekillerinin görüşmesi yasaklandı’ diye çıkan haberleri yalanlıyor. Açıklamada, ‘Ceza infaz kurumlarımızda kalan tüm tutuklu ve hükümlülerin ziyaret hakları mevzuat çerçevesinde eksiksiz şekilde kullandırılmakta olup belirtilen paylaşım içerikleri gerçeği yansıtmamaktadır. Paylaşımın yapıldığı sosyal medya hesaplarının kullanıcıları hakkında Cumhuriyet Başsavcılığımızca TCK’nın 217/a maddesi kapsamında soruşturma başlatılmıştır’ diyor. Aynı gün, benim talebimin reddedildiği gün. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı doğruyu söylemiyor. Adalet Bakanlığı tarafından tutuklu Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu’na tecrit uygulandığı haberlerinin gerçek olduğu açıkça anlaşılıyor. Hangi hukuktan bahsediyoruz? Hangi adaletten bahsediyoruz?

“Kuvvetli suç şüphesi yoksa nasıl soruşturma açarsın” 

İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı, 20 Mayıs’ta verilen mutlak butlan kararından sonra Cumhuriyet Halk Partisinin 4-5 Kasım 2023’te yapılan 38’inci Kurultay delegelerinin bir günde 1.300 imza toplamasına müteakip hemen bir açıklamada bulundu ‘Delegelerin, eşlerinin ve çocuklarının banka hareketleri hakkında MASAK raporlarıyla bir inceleme başlattık’ dedi. Ya, sen kimsin ya, kimsin sen. Ben kurultay delegesiyim. Sen Ceza Muhakemesi Kanunu 160 gereğince kuvvetli bir şüphe olmadan benim, eşimin, çocuklarımın banka hesapları hakkında nasıl inceleme başlatırsın? 1.200 kişi paket midir? 1.200 kişinin şahsi sorumluluğu yok mudur? Böyle savcılık mı olur, böyle yetki mi olur? Hukuksuzluğun en büyük örneklerinden biri budur. 1.200 kişiyi nasıl ayırdın ya da ayırmadan haklarında soruşturma yapıyorsun? Ben de bir delegeyim. Suçun şahsiliği prensibi gereği benim, çocuklarımın, eşimin hakkında MASAK incelemesince kuvvetli suç şüphesi yoksa nasıl soruşturma açarsın? Ondan sonra Cumhuriyet Başsavcılığından bahsediliyor, AİHM kararlarından bahsediliyor, başka kararlardan bahsediliyor. 

“Esnaftan işçiye korku iklimine girilmiş durumda”

Süleyman Demirel’in bir sözü var: ‘Camiye siyaset girerse ibaret biter. Adliyeye siyaset girerse adalet biter. İşte, geldiğimiz nokta budur. Yargının siyasallaştığı, muhaliflerin sindirildiği, konuşanların cezalandırıldığı, Aydın gibi Yörük obasında Çine’de 4 bin kişilik cezaevinin yapıldığı bir memlekette hangi hukuktan, adaletten bahsediyorsunuz? Hangi adil yargılama hakkından bahsediyorsunuz? Rahmetli annem evden çıkarken, daha iki hafta önce ‘Oğlum fazla konuşma’ diyordu. ‘Neden?’ diye soruyordum ‘İçeri girersin’ diyordu. Düşünebiliyor musunuz? Kuyucak pazarında dolaşırken domates satan, marul satan teyzem ‘Ya, oğlum ‘Ekrem Başkana selam söyle, Özgür Başkan’ın yanaklarından öpüyorum’ dedi, sonra yanıma geldi, eğildi ‘Bir şey olmaz değil mi? Beni götürmezler oğlum’ dedi. Düşünebiliyor musunuz, korkuya bakın ya, korkuya bakın. Türkiye’nin geldiği noktaya bakın. Esnafından tutun da işçisine kadar, pazarda satan teyzemize kadar korku iklimine gelinmiş, korkuya girilmiş durumda.”

Yorumla

Your email address will not be published.