Çok değil bundan 30-40 yıl öncesinde Büyük Menderes Nehri, devasa yayınların, sazanların yaşadığı içilecek derecede temiz bir suya sahipti…
Suyunun temizliği canlılar için onu cazibe merkezi yapmış kenarındaki söğüt ağaçlarında üveyikler, serçeler ve bülbüller, sazlıklarında ördekler ve su kuşları yuva kurmuştu…
O günlerde Büyük Menderes etrafına bolluk ve bereket saçardı. Suyu dinlendirildiğinde içilebilirdi. Bu gün bunlar yok! Neden? Bu gün nehir sağlık ve bereket taşıyacağına hastalık ve kirlilik taşıyor…
Her şey Marshall planı denen Truva atının içimize sokulmasıyla başladı. Sulu tarıma geçildi, yoğun olarak zirai ilaç adı altında zehirler ve suni gübre kullanımı başladı.
Toprak ve su kirlendi, toprağa geçen zararlı kimyasal maddeler bitkiler yoluyla insana geçip onun sağlığını tehdit ettiği gibi yağmur suyuna karışıp Büyük Menderes’e ulaştı. Nehri kirletmeye başladı…
Marshall planı doğrultusunda uygulamaya konulan köyden kente göç uygulaması kentleri hazırlıksız yakaladı altyapısı olmayan kentler kanalizasyonlarını derelere akıttı. Dereler kanalizasyon suyunu Büyük Menderes’e taşıdı.
Çarpık ve plansız sanayileşme sonucunda belediyelerin denetleyemediği “Organize Sanayi Bölgeleri” oluşturuldu. Kâğıt üzerinde arıtma tesisi kurmak zorunda olan bu bölgelerin bazısında arıtma tesisi kuruldu ama çalıştırılmadı. Kimse denetlemedi…
Aydın ve Denizli İllerinde kurulan jeotermal elektrik santrallarında kullanılan ve içinde bitki ve canlı sağlığı açısından zararlı ağır metaller bulunan akışkan reenjekte edilmeden doğrudan Büyük Menderes Nehrine salındı…
Aydın İl’i hudutları içinde 38 adet JES ’in kuruldu. Bunların doğaya ve insan sağlığına verdiği zararlar araştırılıp giderilmedi. Halka temiz enerji olarak anlatıldı…
Kurulu 38 JES ’in verdiği zarar yetmezmiş gibi yeni santrallar ve tesisler kurulması için Çevre Ve Şehircilik Bakanlığı ile Avrupa Kalkınma Bankası birlikte harekete geçti…
Halkın gazını almak için toplantı üstüne toplantı düzenleyip, JES’leri çevre dostu gösterip Aydın halkının JES ’lere olan haklı tepkilerini ortadan kaldırma ve en aza indirmek için çalışma başlattılar…
Oysa Aydın halkı yeni JES ve jeotermal tesis kurulmasını istemediği gibi kurulanların da kaldırılmasını istiyor, feryat ediyor ama sesini duyan yok!
Aydın tarım kentidir, halkın çoğunluğu geçimini tarımdan sağlar ve dünyanın en güzel incirini, kestanesini, pamuğunu yetiştirir…
Devlet, dünyaca ünlenmiş ve halkın geçimini sağladığı tarım ürünlerini daha çok ve daha kaliteli yetiştirmek için projeler geliştireceği yerde Avrupa Kalkınma Bankası ile ortaklaşa hayata geçmesi olanaksız projeler için zaman ve para harcıyor…
Hayali projeler diyorum çünkü 12.11.2019 tarihinde Aydın Ticaret Borsasında yapılan sunumdan anladığım kadarıyla yıllarca dillendirilen ama bir türlü hayata geçirilemeyen bu coğrafyaya yabancı tarım uygulamalarını yeniden ortaya atarak halkı yanlış yönlendiriyorlar.
Uygulama bu hailiyle hayata geçerse Havzanın can damarı Büyük Menderes Nehri daha çok kirlenecek, canlı yaşayamaz hale gelecek…
JES’ler hakkında açılan davalar halkı lehine sonuçlanmakta, mahkemeler vatandaşın haklılığını hüküm altına almaktadır. Buna rağmen yeni JES ve jeotermal tesisler kurarak Aydın coğrafyasının doğal yapısını bozmak kimin işine yarayacak?
Unutmayalım ki, elektrik enerjisi başka yollarla elde edilebilir ancak kirletilen Büyük Menderes’in eski haline gelmesi uzun yıllar alacaktır. Kirletilen, zehirlenen toprağın eski haline dönmesi ise mümkün olmayacaktır.
Devlete ve halka düşen görev; kentimizin ve Anadolu’nun havasını, suyunu, toprağını kısaca doğasını korumak gelecek kuşaklara temiz olarak bırakmaktır…