İnsan çabuk unutur. Onun için: “Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür.” Denmiştir. Tarih; geçmişte yaşananları, yanlışları ve başarıları kayıt altına alır. Hataların tekrarlanmasını önler. İnsana düşen görev, geçmişte yapılan hataları tekrarlamadan uygarlık yolunda ilerlemeye devam etmektir…
Unutkanlık, insanın başını ağrıtır. Hele yazıya dökülmeyen, sözlü geleneğin sona erdiği günümüzde unutkanlık, gelecek için büyük tehlike yaratmaktadır. İnsanın diğer bir özelliği de kendisine dokunulmadığı sürece başkalarına yapılana aldırmamasıdır…
Nelerin unutulduğunu birlikte anımsayalım: Anadolu’nun; uygarlığın ortaya çıktığı, tarım devriminin gerçekleştiği, yüzlerce antik kente sahip olan bir yeryüzü cenneti olduğunu unuttuk…
Tarım üretiminde kendi kendine yeten ilk yedi ülke arasında yer aldığımızı unutup, bu gün, neden tarım ürünleri ithal eden ülke haline geldiğimizi sorgulamayı unuttuk…
Emperyalistler, Anadolu Dünyanın tahıl deposu olacak, sanayi üretiminden vazgeçin. Zaten pahalıya üretiyorsunuz deyip, Milli sanayinin yok olmasının yolunu açtıklarını unuttuk…
Emperyalist ülkeler, gelişmekte olan ülkelerdeki açlık sorununu gidereceklerini iddia ederek, genleriyle oynanmış, doğal olmayan tohumlar üretti. Kendilerinin kullanmadığı tohumların kullanımını gelişmekte olan ülkelere dayattıklarını unuttuk…
Türkiye’de tarımı bitiren emperyalist uluslar, gözlerini yeraltı değerlerine dikti. Yeni sloganları, siz dünyanın elektrik üreten ve ihraç eden ülkesi olacaksınız. Tarımı boş verin, parayı basarsanız istediğinizi alırsınız dediklerini unuttuk…
Elektrik elde etme uğruna yaz ve kış pırıl pırıl akan, suyu içilen, canlılara ev sahipliği yapan nehirlerimizin neden kirlendiğini, su zengini iken neden su fakiri ülkeler arasına girdiğimizi unuttuk…
Madenler ve jeotermal enerjinin yeraltı sularını kirlettiği, tarım topraklarını öldürdüğü, incir ve zeytin ağaçlarını kuruttuğu gerçeğini unuttuk…
Doğa talanı karşısında önlem alması, doğayı koruması gereken yetkililerin tarımı göz ardı ederek, elektrik üretmek uğruna tarım topraklarının, suyun, havanın zehirlenmesine sessiz kaldıklarını unuttuk…
Osmanlı İmparatorluğu, emperyalizme inanmıştı. Sonra “Düyunu Umumiye” ile gerçek yüzüyle tanıştı. Emperyalizmim, Osmanlı imparatorluğunun yıkılmasına neden olduğunu unuttuk…
Yerine kurulan Türkiye Cumhuriyeti, 1948 yılında Marshall planı ve Truman doktrinini kabul ederek emperyalizmin gerçek yüzüyle tanıştı. Cumhuriyet idaresinin kıt olanaklarla kurduğu milli sanayi ve tarım işletmeleri özelleştirme adı altında satıldı yine ders almadık hatta sessiz kaldık…
Tarihte yapılan hataları, tekrarlamayalım…