2025 yılı sonbahar ve 2026 yılı kış ve ilkbahar yağışları bol oldu. Boşalan baraj ve göletler tamamen doldu, nehirler coştu. Yağışlar bazı bölgelerde sele neden oldu. Baraj ve göletler dolunca bilimden uzak yaşayan bazı insanlar iklim krizi diye bir şey olmadığını, iklim krizinin çevrecilerin uydurması olduğunu ileri sürmeye başladı…
Bilimden uzak, okumayan, sorgulamayan günlük yaşayan çoğu insan da buna inandı. Yağış rejimini düzenleyen ormanların; maden, kömür çıkarmak, Res, Hes ve Jes kurmak için devlet izniyle tahrip edilmesini görmezden geldi…
Oysa bu gün yaşanan iklim krizi fosil yakıtların kullanılması sonucu oluştu. Atmosfere salımı yapılan CO’2 ve sera gazları sera etkisi yaparak sıcaklığı arttırdı ve artırmaya devam ediyor. Önlem alınmaz, sera gazlarını Oksijene dönüştürecek yeni ormanlar kurulmazsa altıncı yok oluş, insan eliyle gerçekleşecektir…
Ondokuzuncu Yüzyılda makinalı tarıma geçiş sayesinde dünya nüfüsunu besleyecek kadar tarım üretimi yapılabildi. Yirminci Yüzyılda kırsaldan kente akın başladı. Kırsal nüfusu azaldı kentlerin nüfusu çoğaldı. Üretim dengesizliği yaratıldı…
İklim krizi sonucu oluşan su kıtlığı ve girdi maliyetlerinin yüksekliği, köylüyü tarım ürünü yetiştiremez hale getirdi. Göç başladı, kırsal nüfus azaldı, kent nüfusu arttı gıda güvenliği ve susuzluk riskini arttırdı…
Ne gariptir ki kendilerini bilimin ve uygarlığın beşiği gören kapitalist ülkeler fosil yakıtlar ile sera gazlarının sınırlandırılması, kullanımının yasaklanması için ciddi adımlar atmadı. Son yıllarda hortum, tayfun, sel, kuraklık arttı. Buzullar eridi, göl ve nehirler kurudu, kuraklık başladı…
Bütün olumsuzluklar, kirletilen doğanın kendini temizleme, yenileme tepkisinden başka bir şey değil. Ne yazık ki, doğanın bu uyarısı görmezden geliniyor. Ülkemiz, Dünyanın yaşadığı olumsuzluklardan fazlasıyla nasibini aldı, Kuzey bölgelerde aşırı yağışların oluşturduğu sel ve heyelan can, mal kaybına neden oldu…
Türkiye’de yer yer sele dönüşen yağışlar, 2025 sonbaharına kadar Batı ve Güney Anadolu bölgelerinde olmadı, aşırı sıcaklar nehir, göl, çay, baraj ve göletleri kuruttu. Büyük Menderes Nehri son beş yılda birkaç kez tamamen kurudu, Nehir suyunda yaşayan canılar telef oldu, kıyısında yaşayan kuşlar ile kaçabilecek durumda olan diğer canlılar yaşamlarını sürdürecek yeni alanlara kaçtı…
Isının yükselmesi ile oluşan susuzluk köylüleri kente, canlıları daha serin olan kuzey bölgelere göçe zorladı. Anadolu coğrafyasında yaşamayan bazı canlı türleri Anadolu’ya yerleşmeye başladı…
Hayvanların sezgisi güçlüdür, birşey hissettiler. İklimin değişeceğini, su kaynaklarının kuruyacağını, ortamın canlı yaşayamaz hale geleceğini sezip kuzeye göç etmeye başladı…
Oysa insan olaylardan ders çıkarmıyor, iklim krizi nedeniyle yaşanan can ve mal kaybına neden olan olumsuz doğa olaylarının nedenini araştırmıyor, sorgulamıyor, bilimden uzak yaşıyor…
İnsan, bilimden uzak yaşamaya devam eder, geçmişten ders çıkarmaz, doğada yaşayan canlıların davranışlarını, göçlerini inceleyip gerekli önlemi almaz, doğayla dost olmaz ise ileriki yıllarda daha çok felaket yaşanır ve acı çekilir…