5 Mayıs 2020 tarihinde bir televizyona konuşan Doğal Hayatı Koruma Vakfı başkanı Uğur Bayar, “İklim krizini yaşayan ilk, önleyebilecek son nesiliz” dedi. (1)
Bu söz üzerine dünyanın neden bu hale geldiğini tekrar düşünmeye ve sorgulamaya başladım.
Araştırmalarım, Uğur Bayar’ın ne kadar doğru bir saptamada bulunduğunu, gerekli ve yeterli önlem alınmazsa insan soyunu nelerin beklediğini bir kez daha görmemi sağladı…
İnsan, “birçok yeteneği ile hayvandan ayrılır. Hayvanlardan ayrıcalıklı olarak, yeryüzüne uymaz, yeryüzünü kendine uydurmaya çalışır.” (2) Doğayı ve diğer canlıları kendi çıkarı için yok eder.
Geçmişte meydana gelen olaylardan bazıları dünyanın yapısından kaynaklanmakta ve önlem alınmasıyla en az zararla geçirtilebilecek doğal afetlerdir…
Diğerleri ise insanın doğayı hor kullanması, talan etmesi, canlıları zevki için öldürmesi sonucu meydana gelen olumsuzluklardır.
Önce Dünya’da yaşanan yıkımlara ve ölümlere yol açan, 1950 yılından sonra meydana gelen doğal afetleri hatırlayalım.
13 Kasım 1985 tarihinde Kolombiya’da bulunan Ruiz Yanardağının patlaması 25. 000 kişinin yaşamını yitirmesine neden oldu. (2)
27 Eylül 2014 tarihinde 45 kişi yaşamını yitirdiği Japonya’nın Ontake yanardağının patlaması. (2)
1952 yılında Rusya 9, 1960 Şili 9,5, 1964 Alaska 9,2, 2004 Endonezya 9,1, 2011 Japonya 9 şiddetinde depremle sarsılmış, Endonezya depremi sonrası oluşan Tsunami 14 ülkeyi etkilemiş ve 230.000 kişinin yaşamına mal olmuştur.(3)
Küresel ısınma sonucu oluşan sel, tayfun ve tornadolar Amerika, Meksika ve Japonya’ nın yanı sıra birçok ülkede görülmeye başlamış, büyük yıkımlara can ve mal kayıplarına neden olmuştur…
Türkiye’ye baktığımızda son yıllara kadar görülmeyen hortum, sel baskını, aşırı dolu yağışı sıklıkla görülmeye başlamıştır.
Türkiye’de 1950 sonrası 7 şiddeti ve üzerinde 10’dan fazla deprem meydana gelmiştir. Hafızamızda kalan en son yıkıcı ve büyük can kaybına neden olan 1999 yılında meydana gelen 7,4 şiddetindeki Gölcük depremidir.
Kapitalizm ve onun yörüngesine giren paradan başka şey düşünmeyen bazı insanlar kendi egosu ve çok para kazanma hırsı yüzünden dünyayı kendisin malı zannederek hor kullanmakta doğal değerleri yok etmektedir.
İlim insanları, Dünyanın yaşayan bir organizma olduğunu kendini koruyacağını ve yenileyeceğini ısrarla dile getirmektedir…
İklim değişikliği sonucu canlanan ve bu güne kadar insana kolaylıkla geçmeyen, geçse de insanının ölümüne neden olmayan virüs, insana geçmeye, salgına dönüşmeye ve ölümlere neden olmaya başlamıştır.
Yaşanan son salgın nedeniyle evlere kapanılması, sanayinin kısmen durması ozon tabakasının kendini onarması, Venedik kentine balıkların, İstanbul Boğazına yunusları girmesi bilim insanlarının dünyanın canlı bir organizma olduğunu tezini doğrulamaktadır. Ama bu geçici bir durumdur.
İnsan, doğanın parçası, yaşam zincirinin halkası olduğunu yok sayarak doğaya ve diğer canlılara hükmetmeye kalkmıştır. Doğayı talan etmesinin sonucu iklim değişikliğine bunun da ötesinde iklim krizine nden olmuştur…
Dünyanın kendisinden kaynaklanan doğal felaketleri önleme gücümüz olmasa da önlem alarak zararı en aza indirebiliriz.
İnsandan kaynaklanan olumsuzlukların ne olduğunu biliyoruz. Aynı hataları tekrar etmeden, yaptığımız yanlıştan dönmeli, doğayla ve diğer canlılarla dost olmalıyız.
Unutmayalım ki “Dünyayı kurtarabilecek son nesil biziz.” Doğayı böyle hor kullanmaya devam edersek gelecekte insan nesli olmayacak!
KAYNAK:
1-5.5.2020 tarihinde FOX TV de yayınlanan İsmail Küçükkaya ile Çalar Saat Programı.
2-J. Bronowski, İnsanın Yücelişi. S. 19
3-https://www.tarihiolaylar.com/galeriler/tarihten-gunumuze-10-buyuk-yanardag-felaketi-365
4-https://www.aa.com.tr/tr/dunya/dunyanin-en-siddetli-ve-yikici-depremleri/763764