21-26 Mart, “Orman Haftası” olarak kutlanır. Öğrencilere, genç kuşaklara ağaç, yaban hayatı ve doğa sevgisi aşılanır, bu nedenle önemserim. Orman nedir? Sorusuna çoğunluk, ağaçlarla kaplı alan şeklinde yanıt verir. Orman ağaçla kaplı alandır doğru ama ormanda sadece ağaç yoktur. Orman, Dünyanın doğal dengesini koruyan ve binlerce canlı türüne ev sahipliği yapan ekosistemlerden biridir…
Ormanın canlı yaşamına katkıları göz ardı edilir. Ormanda her türden yüzlerce hayvan, böcek, milyonlarca bakteri ve mikroorganizma yaşar. Anadolu, ağaç türleri açısından zengin bir coğrafyadır. Türkiye’de “1320 cinsten 9996 bitki türü doğal olarak yetiştir, bunların 3035 tanesi endemiktir.” (1)
Ormanı oluşturan ağaçlar, Atmosferdeki Co2 gazını fotosentez yoluyla alır ve Oksijene çevirerek, canlıların solunum ihtiyacını karşılar. Bulunduğu bölgenin ısısını düzenler, yağışların sele dönüşmesini ve erozyonu önler. Yeraltı sularının oluşmasını sağlar…
Canlılara sağlıklı yaşam olanağı sağlayan orman ne yazık ki, paraya çevrilecek mal olarak görülür. Ekonomik sektör olarak görülmesi yeni değildir. Ormanlar, hiç bitmeyecek doğal kaynak olarak kabul edilmiştir…
Anadolu ormanlarının tahrip edilmesi sürecini, “tarihçi Theophrastus ve Strabo’nun aktarımlarından Büyük İskender’in istilası ile başladığını” (2) öğrenmekteyiz. Daha önce de Sedir ağaçları, Mezopotamya devletleri tarafından yağmalanmıştır…
Ülkeler, ormanları korumak, gelecek kuşaklara aktarmak için sürdürülebilir ormancılık politikası izler, yasal düzenleme yaparlar. Yasal düzenlemeler, konulan ağır cezalara rağmen orman alanlarının yağmalanması önleyememiştir…
Ülkemizde orman ve ormancılıkla ilgili ilk düzenleme, “XV. ve XVI. yüzyıllarda olmuş, izinsiz ağaç kesimi yasaklanmış, ormanların korunması ve yönetimi Tersane amirlerine, Koru Ağalarına ve Dağ Mimarlarına verilmiştir.” (3)
Osmanlı döneminde ilk yasa, 1870 yılında kabul edilen Orman Nizamnamesi dir. 1937 yılına kadar uygulamada kalan bu nizamname ile ormanlar devlet malı sayıldı,
Cumhuriyet döneminin ilk orman kanunu, 8.2.1937 tarih ve 3116 sayılı kanunudur. Kanunun 14. Maddesi, orman içinde yer alan “yaylak, kışlak, otlak ve sulama gibi her nevi haklarla binalar ve hızarlar ve her nevi malların istimlâk” edileceğini, 15. Maddesi, orman içindeki köylerin nakledileceğini açıklamıştır. 1956 Yılında bu gün yürürlükte olan 6831 Sayılı Orman Yasası kabul edilmiştir…
Orman tahribi sadece yasaya uyulmaması, kaçak ağaç kesimi ile olmamıştır. Tahribat, bazen maden aranması, turizm yatırımları, jeotermal sondaja izin verilmesiyle olmuştur. Nüfusun arması, çevre kirliliği, küresel kuraklık ve çölleşme kapımıza dayandı. Geleceğin Dünyasını temiz suya, havaya, toprağa sahip ülkeler şekillendirecektir…
Orman ekosistemlerini yok edilmesine izin veren, onları emperyalistlerin talanına terk eden ülkelerin geleceği yoktur…
KAYNAK:
1-Yücel Çağlar, Hukuksal Kıskaçtaki Ormanlar Ve Ormancılık. S. 39
2- İlhan Gülen-Metin Özdönmez, Türkiye’de Orman Ve Ormancılık. Bilim Teknik Dergisi 168. Sayı, S. 21
3-Age Makale S.21
BENİM KÖYÜM
Baharda şenlenir bağı, bahçesi
Kokusu başkadır benim köyümün
Unutturur adama gamı, kederi
Havası başkadır benim köyümün
XXX
Akşam olur herkes döner evine
Can kurban inan ki benim köyüme
Gülabi’nin torunları derler bizlere
Özü başkadır benim köyümün
XXX
Yeşil yeşil meşeleri var dağında
Meyve ağaçları çiçek açar bağında
Her çeşit otlar yeşerir toprağında
Yeşili başkadır benim köyümün
XXX
Köyümün kenarından akar çayı
Kıvrım kıvrım dolanır sular tarlayı
Unuttum sanma orda olmayı
Dostluğu başkadır benim köyümün
XXX
Yaz gelince çıkarlar yaylaya
Gurbetçiler hasretle döner sılaya
Benden selam olsun Aziz Ağa’ya
Sevgisi başkadır benim köyümün
İBRAHİM SEVİNDİK
EY MADENCİ
Ey Madenci
Doğayla Uğraşma
Munzur Dağlarını Anla
Kaz Dağlarından Defol
Yeşil Bir Dünya İçin
Munzur Çayı Hep Özgür Aksın
Kaz Dağlarındaki Çiçekler Hiç Solmasın
İBRAHİM SEVİNDİK