Haziranda sıcaklık rekorları kırıldı, Temmuz ve Ağustos aylarında nasıl olacak belli değil? Yangınlar çıktı ormanlar yandı. Bazı bölgelerde ise sele neden olan yağmur ve dolu yağışları görüldü…
İklim krizi dönülmez noktaya ulaştı mı? Tam bilinmiyor. Başlığa aldığım soru, bilimin ışığında doğru olarak yanıtlanmaz ve gereği yapılmazsa iklim krizi insan yaşamının sonunu getirebilir. Çünkü, Doğanın insana gereksinimi yoktur…
İklim krizinin baş sorumlusunun, fosil yakıtlar ve sera gazlarından kaynaklana sera etkisi ve sıcaklık artışı olduğunu artık herkes biliyor. Biliyor da önlem alınıyor mu? Önemli olan, krizi ortadan kaldıracak önlemlerin alınması…
Alınması gereken önlemler nelerdir? Sorusunun yanıtının iki ayağı var. Birincisi bireylerin yapması gerekenler. İkincisi devletlerin ve sanayi kuruluşlarının yapması gerekenler var mı?
Önce bireyler ne yapabilir? Diye sorgulayalım. Fosil yakıtları ve sera gazı ile çalışan makineleri ev gereçlerinin kullanımını sınırlaması, ulaşımda elektrikle çalışan oto veya toplu taşıma araçlarını kullanmalı…
Evlerde ve tarımda su kullanırken dikkat edilmeli, suyun boşa harcanmaması, su kaynaklarının korunması. Ağaç dikilmeli, mevcut ağaçlar, ormanlar ve her türlü canlı korunmalıdır…
Bireyin insanlık ve vatandaşlık görevini yerine getirmesi yetmez, devlet, belediye ve sanayicilerin iklim krizini önlemede samimi olmaları ve gereken önlemleri zaman geçirmeden almaları gerekir.
Devletlerin alması gereken önlemler nedir diye baktığımızda:
Önce, iklim krizinin ve sıcaklık artışının baş sorumlusu fosil yakıtlar ile sera gazlarının kullanımı sınırlanmalı ve tamamen terk edilmelidir. Enerji olarak, Atmosferi kirletmeyecek yeni enerji türleri kullanılmalıdır…
İklim krizine neden olan sera ve fosil yakıtlar, ortadan kaldırılmalı, doğal temizleyici olan ormanlar, meralar, denizler ve sulak alanlar korunmalıdır. Ardından yeni ormanlar yetiştirilmeli, sulak alan oluşturulmalıdır…
Küresel temelde iklim krizinin önlenmesi için atılan adımlara, kabul edilen uluslararası sözleşmelere imza koyan her devlet, taahhüdüne harfiyen uymalı ve bilim insanlarının önerilerine uyulmalıdır…
Paris İklim Sözleşmesini onaylayan ülkeler, Karbondioksit ve Sera gazlarını Atmosferden temizleyen mevcut ormanları koruma ve yeni ormanlar kurmayı kabul ve taahhüt etti. Peki taahhüdünü yerine getirdi mi?
Başta kapitalist ülkeler olmak üzere, taahhütlerini yerine harfiyen yerine getirmeli; ormanları, sulak alanları, meraları, nehirleri ve gölleri kirleten tahrip eden vahşi madenciliğe, sera gazı kullanan teknolojilere asla izin vermemelidir…
Fosil yakıtları sorumsuzca kullanan, kullanmakta ısrar eden sanayi kuruluşlarının, temiz yakıtlara yönelmesi için kullandığı fosil yakıtlara yeni ve ağır vergiler getirmeli. Fosil yakıt kullanmayan, temiz yakıt kullanan sanayi kuruluşları teşvik etmelidir…
Doğa, insan olmadan da var olmaya devam eder, insan doğa olmadan yaşayamaz. Unutulmamalı ki, insanın yaşayacağı başka dünya yok!
BENİM KÖYÜM
Baharda şenlenir bağı, bahçesi
Kokusu başkadır benim köyümün
Unutturur adama gamı, kederi
Havası başkadır benim köyümün
XXX
Akşam olur herkes döner evine
Can kurban inan ki benim köyüme
Gülabi’nin torunları derler bizlere
Özü başkadır benim köyümün
XXX
Yeşil yeşil meşeleri var dağında
Meyve ağaçları çiçek açar bağında
Her çeşit otlar yeşerir toprağında
Yeşili başkadır benim köyümün
XXX
Köyümün kenarından akar çayı
Kıvrım kıvrım dolanır sular tarlayı
Unuttum sanma orda olmayı
Dostluğu başkadır benim köyümün
XXX
Yaz gelince çıkarlar yaylaya
Gurbetçiler hasretle döner sılaya
Benden selam olsun Aziz Ağa’ya
Sevgisi başkadır benim köyümün
İBRAHİM SEVİNDİK
EY MADENCİ
Ey Madenci
Doğayla Uğraşma
Munzur Dağlarını Anla
Kaz Dağlarından Defol
Yeşil Bir Dünya İçin
Munzur Çayı Hep Özgür Aksın
Kaz Dağlarındaki Çiçekler Hiç Solmasın
İBRAHİM SEVİNDİK