Türkiye 2026 Yılı Ekim Ayında başta İstanbul olmak üzere aşırı yağışların oluşturduğu sele teslim oldu. Aşırı yağış, Türkiye’nin birçok ilinde mal ve can kabına yol açtı. Aşırı yağış, sel bakını ve heyelan iklim krizinin olağan sonuçlarıdır…
İklim krizi insan kaynaklıdır. Kapitalistlerin para kazanma hırsı sonucunda oluşmuştur. Krize yol açan nedenlerin başında; aşırı fosil yakıt kullanımı, ormanların azaltılması, su kaynaklarının kirletilmesi, toprakların zehirlenmesi gelir…
Fosil yakıtlar yandığında karbondioksit ve karbon monoksit açığa çıkar. En çok Co2 salımı yapan ülkeler; Çin, ABD, Rusya ve Hindistan, ne yazık ki, iklim krizine inanmıyor. Tarihte yaşanmış aşırı yağışlardan, kuraklıktan, kıtlıktan ders almıyor. İklim krizini kabul etmiyor…
Eski insanların sel ve heyelanla nasıl mücadele ettiğini görmezden geliyor. Avrupa nehirlerinde kuraklık yıllarında ortaya çıkan “Beni Görürseniz Korkun” yazısını ise görmezden geliyorlar.
Kapitalistler, iklim krizine sanayide kullanılan fosil yakıtların Atmosfere saldığı Co2 ve sera gazı olduğunu inkâr ediyor. Onlara göre Co2 zararlı değil aksine çok faydalıdır. “Tarımda buğday ve pamuk üretimini iki kat, soya ve pirinç üretimini ise %15 arttırdığını,” (1) ileri sürüyor.
Co2’in tarımda ve meşrubat sanayiinde kullanıldığı doğrudur. Ancak kapitalistlerin görmezden geldiği Atmosferde birikirse olağan ısıyı arttırması, toprağın yüzeysel nemi alması ve olağan su döngüsünü olumsuz etkilemesi, kuraklığa neden olduğu gerçeğidir…
İklim krizinden en çok etkilenen ülkeler, Atmosfere en az sera gazı ve Co2 salımı yapan az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerdir. Sizin anlayacağınız parayı emperyalistler kazanır, ceremesini fakir ülkelerin halkı çeker…
İklim krizinin insan üzerinde doğrudan etkileri vardır. “Hava kirliliğine bağlı sağlık sorunları yaratıyor, yetersiz beslenmeye yol açıyor, ısı stresi oluşturuyor. Bir derecelik ısı artışının normal ölümleri iki katına çıkarır” (2) ABD ve gelişmiş ülkelerde “İklim krizi nedeniyle can kaybı 0.01 iken, Co2 salımı yapmayan Afrika kıtasında 2,92 dir.” (3) Şimdi acı gerçeği görüp anladınız mı?
Bilim insanları ile çevreciler iklim krizinin küresel olarak ele alınması, su kaynaklarının, sulak alanların ve ormanların mutlaka korunması gerektiğini, yeni ormanlar tesis edilmesini öneriyorlar…
Dünyada durum bu. Ülkemizde pek farklı değil, hatta daha ileri boyutlarda. Türkiye’nin tarım topraklarının, ormanlarının büyük bir bölümü maden sahası ilan edildi. Maden ve kömür arayanlar denetlenmemekte, denetlense bile doğayı kirletmeleri göz ardı edilmektedir…
İklim krizinden korunmak; fosil yakıtların kullanımından vazgeçmek, doğayla dost olmak, afetten önce gerekli önlemi almaktan geçer. Mimar Sinan’ın imal ettiği 32 gözlü köprü, Nysa antik kentinde 2000 yılda bir oluşacak seli kaldıracak altyapılar örnek alınmalıdır…
KAYNAK:
1-William Nordhaus, İklim Kumarı S. 103
2-Age S. 110
3-Age S. 113