Pazardan, marketten, manavdan aldığımız sebzeleri, meyveleri üreten çiftçi ve köylüdür. Onlar, insanları doyurmak ve yaşamın devamını sağlamak için besin üretir. Sağlıklı besin üretimi; su, hava ve toprağın temiz olmasına bağlıdır.
Dünya canlı yaşamının garantisi olan, her geçen gün daha çok kirlenen su, hava ve toprak, tarım ürünleri ve besi hayvanı yetiştirmeyi zorlaştırmaktadır. Bu zor şartlarda üretim yapan köylü ve çiftçi, 14 Mayısı, “Dünya Çiftçi Günü” olarak kutlar?
Çiftçi, yılda bir gün değil her gün hatırlanması, unutulmaması gerekir. Çünkü Dünyanın en eski ve uygarlığın yolunu açan bir mesleği yerine getirir. Türkiye’de tarım ve hayvancılık denince akla hemen köylü gelir. Köylü, kırsalda yaşayan tarım üretimi ve hayvancılıkla uğraşan insandır. Günümüzde bile Anadolu’da çiftçi-köylü aynı anlamda kullanılır…
Köy, nüfus yoğunluğunun az olduğu, tarımla uğraşanların oturduğu yerleşim birimidir. Burada yaşayanlara da köylü denir. (1) Çiftçi ve köylü, Anadolu’da tarım devrimini gerçekleşen, ilk tarım köylerini kuran sınıftır…
Ne yazık ki Anadolu köylüsü, Hitit devletinden, Türkiye Cumhuriyeti kuruluncaya kadar işlediği toprağın asli sahibi olamadı. Toprağın asıl sahibi devletti, köylü kiracı veya yarıcı durumundaydı…
Köy ve köylünün geçmişini, yaşadıklarını bir kaç örnekle açıklamak gerekir. Anadolu’da “Hititlerde toprak krala aittir, kırsalda yaşayanlar (köylü) toprağı işlemek, ürettikleri ile krala kaynak yaratmak ve savaşlara bizzat katılmak zorundaydı.” (2)
Devletler, diller, dinler değişti, köylünün kaderi değişmedi. “Köylü, Osmanlı padişahının gözünde üretim aracı ve asker kaynağı olarak görülürdü.” (3) Tanzimat öncesinde köyün idarecisi, Tımarlı Sipahiydi. “Köylü çocuklarının okuması bile Tımarlı sipahinin insafına bırakılmıştı.” (4)
“Anadolu’da “Mahalle ve Köy,” yerel yönetimlerin çekirdeğini oluşturur. 19. Yüzyılın ilk yarısına kadar kentlerdeki mahalleleri, Kadı tarafından atanan imamlar yönetirdi.” (5) “Osmanlı Devletinin idari yapılanmasında 19. Yüzyılın başlarına kadar kent ve köylerde bu günkü anlamda yerel yönetim geleneği yoktu. Kentin ve civarındaki kasaba ile köylerin mülki amiri, belediye başkanı ve yargılama görevini de yerine getiren Kadıydı.” (6)
Köyü, düzenleyen ilk kanun Cumhuriyet döneminde 18 Mart 1924 tarih ve 442 sayılı Köy Kanunu kabul edildi. Köylü, Medeni Kanunun kabulü ile işlediği toprağın tapulu sahibi oldu, Aşara vergisi kaldırıldı…
Köy Kanunu, getirdiği yeniliklerle devrim nitelinde bir kanundur. Kanun, köylünün ürettiği ürünün bedelini ve refahtan pay almasını sağlamıştır. Ürettiği ürünlerin ihraç gelirleri ile ülkede birçok fabrika kurumuştur…
Köylü ve çiftçi, geleceğin garantisidir. Afet ve savaş durumlarında tarım ürünü ve hayvan ithal etmek zor, hatta olanaksızdır. Paran olsa da yiyecek madde bulmak güç olur. Köylü ve çiftçiye sahip çıkmayan, suyu, havayı, toprağı korumayan ülkelerin geleceği yoktur. Çiftçiler günü kutlu olsun…
KAYNAK: ,
1-Türkçe Sözlük, S. 1024
2-Yüksel Güngör, İlkçağ Anadolu Medeniyetleri. S.130
3-Erdoğan Aydın, Osmanlı Gerçeği “Nizam-ı Âlem” in Gayrı Resmi Tarihi S. 276.
4-Bezmi Nusret Kaygusuz. Şeyh Bedreddin Simaveni S.75
5-İlber Ortaylı, Osmanlı’ya Bakmak. S. 272
6-Age. S.259-260
EY MADENCİ
Ey Madenci
Doğayla Uğraşma
Munzur Dağlarını Anla
Kaz Dağlarından Defol
Yeşil Bir Dünya İçin
Munzur Çayı Hep Özgür Aksın
Kaz Dağlarındaki Çiçekler Hiç Solmasın
İBRAHİM SEVİNDİK
BENİM KÖYÜM
Baharda şenlenir bağı, bahçesi
Kokusu başkadır benim köyümün
Unutturur adama gamı, kederi
Havası başkadır benim köyümün
XXX
Akşam olur herkes döner evine
Can kurban inan ki benim köyüme
Gülabi’nin torunları derler bizlere
Özü başkadır benim köyümün
XXX
Yeşil yeşil meşeleri var dağında
Meyve ağaçları çiçek açar bağında
Her çeşit otlar yeşerir toprağında
Yeşili başkadır benim köyümün
XXX
Köyümün kenarından akar çayı
Kıvrım kıvrım dolanır sular tarlayı
Unuttum sanma orda olmayı
Dostluğu başkadır benim köyümün
XXX
Yaz gelince çıkarlar yaylaya
Gurbetçiler hasretle döner sılaya
Benden selam olsun Aziz Ağa’ya
Sevgisi başkadır benim köyümün
İBRAHİM SEVİNDİK
Sevgili arkadaşlar, köyler bizim millî meselemizdir. Hatta tam milli güvenlik meselemiz de diyebilirim. Emperyalizmin amacı köyleri dağıtıp tarımı yok etmektir. Sevgili Kemahlı Şairimiz İbrahim Sevindik bu güzel şiiriyle emperyalizme çok güzel bir cevap yazmış. Özellikle de o son kıtası aynı bir destan gibi insanı çok etkiliyor. Artık herkesin köyüne sahip çıkması lazım. Bu güzel paylaşımınız için çok teşekkürler.
Yaz gelince çıkarlar yaylaya
Gurbetçiler hasretle döner sılaya
Benden selam olsun Aziz Ağa’ya
Sevgisi başkadır benim köyümün
İBRAHİM SEVİNDİK