Şair Mehmet Akif Ersoy, şiirindeki: “… ‘Tarih’i tekerrür’ diye tarif ediyorlar; ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?” sözleri ile geçmişten ders almadığımızı, elimizdeki değerlerin farkında olmadığımızı anlatır…
28.09.2020 tarihinde Aydın Paragrafta yayınlanan “Koçak Vadisi” isimli köşe yazımı: “Yetkililer, kaybedilecek değerleri yerinde görmeden, olayları başkentten değerlendiriyorlar. Yerinde görseler, vadiyi gezip, havasını solusalar, jeotermal santral kurulmasına izin vereceklerini sanmıyorum.” Diye bitirmiştim. Aradan iki yıl geçmiş. Yetkililer, vadiyi görüp değerlendirmedikleri gibi Jeotermal santral kurulmasının önünü açmışlar…(1)
Vadiyi, doğayı, köyünü, suyunu, toprağını, ağacını, çocuklarının geleceğini korumak için Anayasal, yasal ve uluslararası sözleşmelerle garanti altına alınan haklarını kullanan, (2) Meze köylülerinin haklı istemleri jandarma gücü ile susturulmaya çalışılmaktadır. 22 Ağustos 2022 günü, jandarma refakatinde yöreye gelen jeotermal sondaj araçlarının geçişini önlemeye çalışan bazı köylüler ile onlara destek olan doğaseverler gözaltına alınmıştır. (3)
Köylülerin ve çevrecilerin korumak için çaba harcadıkları, çayın ve vadinin geçmişini, tarihi değerini ve bu gün ekonomiye katkılarını yetkililer biliyor mu? Hiç zannetmiyorum. Bilseler, vadiye jeotermal santral kurulmasına, sondaj yapılmasına asla izin vermezlerdi. Ben vadinin önemini bir kez daha hatırlatayım:
Koçak Çayı vadisi, Mezeköy ve Uzundere köyleri oksijeni bol, yeşilin her tonunu barındıran, soğuk suları ile eşsiz bir doğa harikasıdır. Aydın İlinde kirletilmeyen çaylardan ve havzalardan biridir…
Vadideki köylerde yaşayan halkın geçim kaynağı; tarım, hayvancılık ve arıcılıktır. Özellikle ceviz, kestane, incir ve üzüm yetiştirilir. Bölge, kestane üretiminde Türkiye birincisidir, ülkede üretilen kestanenin %37 si bu bölgede üretilir…
Aydın ilinin tamamı antik kentler bakımından Anadolu’nun en zengin yörelerden biridir. Bunun nedeni doğası, berrak suları, iklimin tarım yapmaya elverişli olmasındandır. Koçak Çayı ve Vadisi de çok eski çağlardan, Hititlerden günümüze insan yerleşimine açıktır. “Antik baş tanrı Zeus’un oğlu Dionysos, Nympalar tarafından bu vadide saklanmış, büyütülmüş, tanrıça Hera’nın gazabından korunmuştur. “(4) Şarap tanrısı Dionysos gençliğinde büyük bir olasılıkla Koçak Çayının suyundan içmiş, balık avlamış ve yüzmüştür…
Çayın suları o kadar temiz ve soğuktur ki, “Alabalık” üretilir. Sularında yöreye özgü balıklar ve su canlıları barınır. Çay üzerindeki kanyon, o kadar güzeldir ki, anlatmaya kelimeler yetmez, mutlaka görülmesi gerekir…
Vadiye girdiğinizde, kendinizi bambaşka bir dünyaya gelmiş gibi hissedersiniz. Anadolu yarımadasında yetişen her tür bitkiyi, ağacı, çamından kestanesine, cevizinden incirine, ıhlamurundan armuduna aklınıza gelen hemen her türlü meyve ağacını bir arada, yan yana birlikte görürsünüz…
Bu güzellikleri, halkın geçim kapısını, ülkenin ençok kestane üretimini gerçekleştiren eşşsiz doğaya sahip vadiyi jeotermal santral kurma uğruna yok etmeye değer mi? Elbette değmez! Henüz sondaj başlamadan, doğal değerler zarar görmeden bu karardan vaz geçilmeli, hiç olmazsa köylü tarafından açılan Çed gerekli değildir ve acele kamulaştırma kararının iptali ve yürütmeyi durdurma istemli davaların sonucu beklenmelidir…
İklim krizinin hüküm sürdüğü, kuraklığın arttığı, derelerin, nehirlerin kuruduğu bu günlerde gıdaya, temiz suya, temiz havaya, ormana, ağaca her zamankinden daha çok ihtiyaç duyulduğu hepimizin malumudur…
Elektrik insan yaşamının her alanına girmiş, vazgeçilmez bir enerji türüdür. Çok ve çeşitli kaynaklardan elde edilir. Bunlardan biri de jeotermal enerjidir. Yeraltından çıkarılan jeotermal akışkan, çıktığı derinliğe reenjekte edilmesi gerekirken, uygulamada kuralına uygun reenjeksiyon yapılmadığından çevre kirliliği yaratmakta, yerüstü ve yeraltı su kaynaklarını kirletmekte, ağaçları kurutmaktadır…
Başka enerji kaynaklarından üretilebilecek elektrik enerjisi için, yok olduğunda bir daha geriye getirilemeyecek doğal güzelliklere kıyılmamalıdır…
KAYNAK:
1-https://www.aydinparagraf.com/kocak-vadisi-makale,192.html
2-http://yenikiroba.com/post.php?Aydin-Barosu:-Mezekoy-halkinin-yanindayiz&ID=45759
3-https://www.aydinparagraf.com/asayis/kosk-mezekoyde-gerginlik-h13993.html
4-Robert Graves, Yunan Mitleri. S. 115
EY MADENCİ
Ey Madenci
Doğayla Uğraşma
Munzur Dağlarını Anla
Kaz Dağlarından Defol
Yeşil Bir Dünya İçin
Munzur Çayı Hep Özgür Aksın
Kaz Dağlarındaki Çiçekler Hiç Solmasın
İBRAHİM SEVİNDİK
BENİM KÖYÜM
Baharda şenlenir bağı, bahçesi
Kokusu başkadır benim köyümün
Unutturur adama gamı, kederi
Havası başkadır benim köyümün
XXX
Akşam olur herkes döner evine
Can kurban inan ki benim köyüme
Gülabi’nin torunları derler bizlere
Özü başkadır benim köyümün
XXX
Yeşil yeşil meşeleri var dağında
Meyve ağaçları çiçek açar bağında
Her çeşit otlar yeşerir toprağında
Yeşili başkadır benim köyümün
XXX
Köyümün kenarından akar çayı
Kıvrım kıvrım dolanır sular tarlayı
Unuttum sanma orda olmayı
Dostluğu başkadır benim köyümün
XXX
Yaz gelince çıkarlar yaylaya
Gurbetçiler hasretle döner sılaya
Benden selam olsun Aziz Ağa’ya
Sevgisi başkadır benim köyümün
İBRAHİM SEVİNDİK