Türkiye ormanları, 2025 yılında tamamen yandı dersem abartmış sayılmam. Eylül ayına girdiğimiz günlerde Aydın-Denizli sınırındaki ormanlarda çıkan yangın, söndürülemedi, altı gün sürdü…
Dinlediğim bir haberde Karabük’te orman yangını çıkardığı iddiası ile ormanda kesim yapan 5 yabancı uyruklu kişinin gözaltına alındığını yazıyordu. (1) TRT nin bu haberinden orman kesiminde yabancı uyrukluların çalıştırıldığını halk olarak öğrenmiş oldum…
2025 yılında çıkan bunca yangının çıkış nedeni tam olarak saptanamadı. Yabancıların bunda rolü var mı? Bilinmiyor. Köy, kasaba, kent ve mezraların giriş çıkışlarında kamera sistemi olmasına rağmen yangınların faillerinden çoğu neden saptanamadı?
Orman Genel Müdürlüğü yangın sezonundan önce bir takım hazırlıklar yapardı. Olası yangın çıkması beklenen bölgeler temizlenir, çıkarsa en kısa zamanda söndürülürdü. Bu konuda çok yazı yazdım tekrar etmeyeceğim. Yapılan idari düzenlemeden bahsedeceğim…
Yangın çıkan ormanlık bölgeler, ne tesadüfse maden sahası olarak ilan edilen ve ihale edilen bölgeler olduğu iddiası basına yansımıştır…
Batı Anadolu’da yangınlar Çanakkale hariç, Büyükşehir belediyesi olan illerde çıkmış bazıları haftalar sürmüştür. Yangınların önlenememesinde köylerin mahalleye dönüştürülmesinin payı vardır…
Anadolu Selçuklularından 20. Yüzyıla kadar geçen sürede orman alanlarında yanan ağaçlarını ya da kesimi yapılması gereken ağaçların kesimi ve ormanını temizlik işleri, “Tahtacı” denen, öz be öz Türk olan vatandaşlara ihale edilirdi…
Tahtacılar, ormanı, Türk vatanını canından çok seven, vatan toprakları için gözünü kırpmadan canını veren, dürüst ve çalışkan insanlardır. Onlar ormanı, ağacı her türlü tehlikeden gözü gibi korur…
Ormanda ağaç kesimi ve temizleme işini yüzyıllardır yapan, ağacı, ormanı seven, gözü gibi koruyan Tahtacı vatandaşlardan alınıp, Türk vatanı ile gönül bağı bulunmayan ne olduğu belirsiz yabancı uyruklulara neden ihale edildi?
Osmanlı döneminde orman ilgili ilk düzenleme, “XV. ve XVI. Yüzyılda yapıldı. İzinsiz ağaç kesimi yasaklandı, ormanın korunması ve yönetimi Tersane amirlerine, Koru Ağalarına ve Dağ Mimarlarına verildi.” (2)
1870 yılında Orman Nizamnamesi çıkarılmış, 1937 yılına kadar uygulamada kalmış, 1956 Yılında, bu gün yürürlükte olan 6831 Sayılı Orman Yasası kabul edildi. Anadolu ormanlarının ilk tahrip edilmesi sürecinin, “tarihçi Theophrastus ile Strabo’nun aktarımlarından Büyük İskender’in istilası ile başladığını” (3) öğrenmekteyiz…
Orman tahribi, ağaç katliamı sadece yasaya uyulmaması, kaçak ağaç kesimi ile olmaz. Tahribat, bazen maden aranması, turizm yatırımları, jeotermal sondaja izin verilmesiyle, bu konudan yasa çıkarmasıyla olur…
Nüfusun artması, çevre kirliliği, küresel kuraklık, açlık, susuzluk ve çölleşme kapımıza dayandı. Geleceğin dünyasını temiz suya, temiz havaya, temiz toprağa ve sağlıklı ormana sahip ülkeler şekillendirecektir…
KAYNAK:
1-https://www.trthaber.com/haber/turkiye/karabukte-orman-yangini-5-gozalti-918513.html
2- İlhan Gülen-Metin Özdönmez, Türkiye’de Orman Ve Ormancılık. Bilim Teknik Dergisi 168. Sayı, S. 21
3-Age makale S.21
EY MADENCİ
Ey Madenci
Doğayla Uğraşma
Munzur Dağlarını Anla
Kaz Dağlarından Defol
Yeşil Bir Dünya İçin
Munzur Çayı Hep Özgür Aksın
Kaz Dağlarındaki Çiçekler Hiç Solmasın
İBRAHİM SEVİNDİK
BENİM KÖYÜM
Baharda şenlenir bağı, bahçesi
Kokusu başkadır benim köyümün
Unutturur adama gamı, kederi
Havası başkadır benim köyümün
XXX
Akşam olur herkes döner evine
Can kurban inan ki benim köyüme
Gülabi’nin torunları derler bizlere
Özü başkadır benim köyümün
XXX
Yeşil yeşil meşeleri var dağında
Meyve ağaçları çiçek açar bağında
Her çeşit otlar yeşerir toprağında
Yeşili başkadır benim köyümün
XXX
Köyümün kenarından akar çayı
Kıvrım kıvrım dolanır sular tarlayı
Unuttum sanma orda olmayı
Dostluğu başkadır benim köyümün
XXX
Yaz gelince çıkarlar yaylaya
Gurbetçiler hasretle döner sılaya
Benden selam olsun Aziz Ağa’ya
Sevgisi başkadır benim köyümün
İBRAHİM SEVİNDİK