Çınar ağacı, Türk Halkının kültüründe önemli bir yere ve değere sahiptir. Öyle ki güngörmüş, uzun yaşamış, bilgili, haksızlığa karşı çıkanlar için, “Asırlık Koca Çınar.” Deyimi kullanılır. Çınar, her türlü olumsuz doğa koşuluna nasıl direnmişse “Koca Çınar” denilen o bilgili insanlar da her türlü baskıya direnmiş, haksızlığa karşı durmuştur…
Anadolu’nun bir isminin de “Ulu Çınarlar Ülkesi” (1) olduğu söylenir. Çınar, tam anlamıyla bu topraklara aittir ve çok uzun ömürlü bir ağaçtır. Onun yaşama azmini kuraklık, savaş, yangın ve yıldırım yok edememiştir. İnsanlar Çınarı kesmediği süre yaşamını sürdürmüştür…

Çınar, yalnız ağaçtır. Tek başına kaldı mı? Gelişir ve zamana meydan okur, binlerce yıl yaşar. Suyu çok seven çınar, sulak yerde yetişir. Dağda susuz kalan, insan, hayvan ve kuşlara seslenir: “Gel benim olduğum yerde su var, susuzluğunu gidermek için yanıma gel!”
Çınar ağacı, antik dönemden beri kutsal kabul edilen, korunan, altından heykeli yapılan ender ağaçlardandır. (2) Anadolu’da bin ve üzeri yaşa ulaşmış, yüzlerce Çınar bulunur. Birçoğu anıt ağaç kabul edilerek koruma altına alınmıştır…
Ulu çınarlar ülkesi Anadolu, sanat, kültür, doğal yaşamı, maden varlığı, bitki ve ağaç çeşitliliği, yabani hayvanları ile zengindir. Böyle bir zenginlik, Dünyanın hiçbir yerinde bir arada bulunmaz. Bunun içindir ki Anadolu’da birçok antik kent kurulmuş ve uygarlık geliştirilmiştir…
Türkler Anadolu’ya yerleştiklerinde kurdukları köy ve kasabaların meydanlarına, zaviye ve cami bahçelerine mutlaka bir çınar ağacı dikmişlerdir. Bu gün anıt ağaç olarak tescillenen ağaçlar o zaman dikilen ağaçlardır…
Anadolu’nun ormanları, meraları, yaylakları para uğruna büyük oranda yok edilmiştir. Türk insanı, üretmek yerine tüketici hale getirilmiş ve kendini çılgın bir tüketim yarışının içinde bulmuştur…
Geçmişte üretken ve emekçi olan Anadolu halkı lükse alıştırılmış, tüketici bir toplum haline getirilmiştir. Öyle ki, kendi kendine yeten yedi ülkeden biri iken bugün başta tarım ürünleri ve hayvan ithalatçısı durumuna dürülmüştür…
Ulu çınarlar ülkesi Anadolu’da kurulan uygarlığı tekrar canlandırmak, bağımsızlığımızı korumak, emperyalist ulusların Anadolu üzerindeki emellerini kırmak istiyorsak? Ulus olarak ayağa kalkmalıyız…
Hurafelerden kurtulup; bilim, besin, teknoloji üretmeliyiz, insanımızı eğitmeliyiz, okutmalıyız, doğayı ve tarihi değerlerimizi korumalıyız…
Çınar ağacı gibi dik duran insanlar çoğalmalı, onlar örnek alınmalı. Ülkenin geleceği için, çalışılmalı ve her alanda dışa bağımlılık azaltılmalı ya da tamamen ortadan kaldırılmalıdır. Ülkemiz, kendi kendine yetebilen ülkeler arasında yerini tekrar almalıdır…
KAYNAK:
1-Cevat Şakir Kabaağaçlı, Merhaba Anadolu. S.227
2-Heredotos, Tarih. S. 526
BENİM KÖYÜM
Baharda şenlenir bağı, bahçesi
Kokusu başkadır benim köyümün
Unutturur adama gamı, kederi
Havası başkadır benim köyümün
XXX
Akşam olur herkes döner evine
Can kurban inan ki benim köyüme
Gülabi’nin torunları derler bizlere
Özü başkadır benim köyümün
XXX
Yeşil yeşil meşeleri var dağında
Meyve ağaçları çiçek açar bağında
Her çeşit otlar yeşerir toprağında
Yeşili başkadır benim köyümün
XXX
Köyümün kenarından akar çayı
Kıvrım kıvrım dolanır sular tarlayı
Unuttum sanma orda olmayı
Dostluğu başkadır benim köyümün
XXX
Yaz gelince çıkarlar yaylaya
Gurbetçiler hasretle döner sılaya
Benden selam olsun Aziz Ağa’ya
Sevgisi başkadır benim köyümün
İBRAHİM SEVİNDİK