Anadolu, tarihinde ilk kez nehirlerin, derelerin, göllerin, barajların kuruduğu, tarım ürünlerinin sulanamadığı yağışsız, sıcak ve kurak bir yıl geçirdi. Umarım başta çiftçilerimiz olmak üzere herkes suyun değerini anlamıştır…
Canlı yaşamı ve bitki örtüsü; iklimlere, bölgeye düşen yağış miktarına göre şekillenir. Peki, iklim nedir? “İklim; sıcaklık, rüzgâr, nem, bulut, yağış ve hava olaylarının; aylar, yıllar, asırlar hatta bin yıllar gibi farklı sürelerdeki istatistiksel ortalamaları ve değişkenleri olarak tanımlanır.”(1) Bitkiler, ağaçlar, canlılar, iklim koşullarına uyum sağlayarak yaşamlarını sürdürür. İklim koşullarının değişmesi doğal yaşamı olumsuz etkiler…
İklim koşullarının değişmesinin başlıca nedeni, XIX. Yüzyıldan itibaren yoğun olarak kullanılan fosil yakıtlar ile sera gazlarının Atmosferde birikerek ortalama sıcaklığı arttırmasıdır.
Bilim insanları, iklim değişikliğini durdurmak, sıcaklığı düşürmek, denizlerin, göllerin akarsuların nasıl temizleneceğini, ormanların yeniden nasıl oluşturulacağını, eskiden olduğu gibi Dünyayı yaşanır hale nasıl getireceklerini araştırırken, iklim değişikliğinin krize dönüşmesi bütün öngörüleri alt üst etti.
İklim krizi, bazı bölgelerde aşırı yağışlara, sellere, fırtınalara, tayfunlara, hortumlara neden olmuş, can ve mal kayıpları yaşanmıştır. Diğer taraftan, aylardır bir damla yağış alamayan yeni kurak bölgeler oluşturmuş, o bölgelerde uzun zamandan beri sorunsuzca gürül gürül akan nehirler, dereler, sularıyla canlılara hayat veren göller, göletler kurumuş, barajlarda su kalmamıştır…
Bilim insanları, çevreciler ve STK’lar dışında kimsenin önemsemediği iklim sorunları; su, toprak ve hava kirliliği; nehirlerin, derelerin, göllerin, göletlerin, barajların kurumasından sonra başta çiftçiler olmak üzere suya bağımlı herkes tarafından önemsenmeye başlandı…
Su, yaşamı oluşturan ve devam ettiren mucize sıvıdır. Mucizedir çünkü yanıcı, yakıcı ve gaz halindeki iki elementin birleşmesiyle oluşmuş, katı, sıvı ve gaz halinde bulunabilen bir maddedir. Canlılar ve bitkiler su olmazsa yaşamlarını sürdüremez. Dikkat ettiyseniz canlılar ve bitkilerin ortak kullandığı tek madde sudur…
Dünya yüzeyinin % 80’i sularla kaplıdır, toplam su miktarı 1,4 milyar Km3 tür. Tüm suların yüzde 97’sini deniz ve okyanuslar oluşturur. Geri kalan suyun %2 si donmuş halde yani buzdur. Kullanabileceğimiz içilebilir su ise % 1’dir.
Su devinim halindedir, buna su döngüsü diyoruz. Su döngüsü; denizlerdeki, göllerdeki suyun buharlaşmasıyla oluşan bulutların, soğuk havanın etkisiyle yoğuşması; yağmur, kar, dolu olarak yeryüzüne düşmesi ve nehirler yoluyla tekrar denizlere geri dönmesidir.
Su, “milyonlarca yıldır nehir ve derelerde sürekli akarak, toprakları denizlere sürüklemiş, derin kanyonlar oluşturmuş ve yeryüzünün şekil değiştirmesini sağlamıştır. Değişim, kayaların parçalanarak verimli tarım topraklarının oluşmasını, bitkilerin yeryüzüne yayılmasına olanak sağlamıştır…”(2)
İklim krizi, su döngüsünü kırmış, olağan yağış sistemini çökertmiş, canlı yaşamını olumsuz etkilemiştir. İçilebilir tatlı su kaynakları tahrip olmuş, suyun kalitesi bozulmuş, suda yaşayan canlıların ölümüne neden olmuştur. Bunun dışında: “sel oluşumu, taşkınlar, kuraklık, kar yağışının azalması nedeniyle tarımda verim düşüklüğü, baraj sularının boşalmasıyla elektrik üretiminde düşüşlere, yeraltı su kaynaklarının kurumasına ve kalitesinin bozulmasına neden olmuştur. (3)
Nehirlerin, derelerin, göllerin kurumasının, sularının azalmasının başlıca nedeni; artan ortalama sıcaklık, bulutları çekip yağış sağlayan ormanların bilinçsizce tahrip edilmesi, maden arama, RES, JES ve benzeri nedenlerle yeraltı su kaynaklarının tahrip edilmesidir. “Sıcaklıkların, 2100 yılına kadar 1900 yılı ortalamasından 3,5 derece artacağı” (4) göz önüne alınırsa, içme ve sulama suyu sıkıntısı her yıl katlanarak artacak demektir…
Ortalama sıcaklığın artması buzulları hızlı eritmektedir. Bilim insanlarının öngörülerine göre: “Antarktika’dan sonra ikinci büyük buzul kütlesi, Grönland buzulu eridiğinde deniz suyunun 7 metre yükselmesine neden olacaktır.” (5) Antarktika buzullarının erimesi halinde ise denizlerdeki yükselme tarım yapılacak toprak, hayvan otlatacak mera bırakmayacak oranda olacaktır…
Yukarıda anlattığım tehlikeleri göz önüne alarak, iklim krizine neden olan fosil yakıtları hemen, zaman geçirmeden terk edip, suyu idareli kullanmak zorundayız. Son yağışlarla tekrar akmaya başlayan nehirler, dolmaya başlayan göller, barajlar bizi aldatmasın, önümüzdeki yılları düşünmeliyiz…
Birey olarak suyu idareli kullanmamız yetmez! Dünya canlı varlığının devamını sağlamak istiyorsak, ormanları, su kaynaklarını kirleten, tahrip eden oluşumlara izin vermemeliyiz Su yoksa yaşam yoktur, unutmayalım…
KAYNAK:
1-William Nordhaus, İklim Kumarı. S. 51
2-Burhan Kaçar, Bilim Teknik Dergisi 211. Sayı. S. 1
3-Gökşen Çapar, Su Kaynakları Yönetimi ve İklim Değişikliği. İklim Değişikliği Eğitim Modülleri serisi 8 S. 11-12
4-William Nordhaus, İklim Kumarı. S. 64
5-Age. S. 77
EY MADENCİ
Ey Madenci
Doğayla Uğraşma
Munzur Dağlarını Anla
Kaz Dağlarından Defol
Yeşil Bir Dünya İçin
Munzur Çayı Hep Özgür Aksın
Kaz Dağlarındaki Çiçekler Hiç Solmasın
İBRAHİM SEVİNDİK
BENİM KÖYÜM
Baharda şenlenir bağı, bahçesi
Kokusu başkadır benim köyümün
Unutturur adama gamı, kederi
Havası başkadır benim köyümün
XXX
Akşam olur herkes döner evine
Can kurban inan ki benim köyüme
Gülabi’nin torunları derler bizlere
Özü başkadır benim köyümün
XXX
Yeşil yeşil meşeleri var dağında
Meyve ağaçları çiçek açar bağında
Her çeşit otlar yeşerir toprağında
Yeşili başkadır benim köyümün
XXX
Köyümün kenarından akar çayı
Kıvrım kıvrım dolanır sular tarlayı
Unuttum sanma orda olmayı
Dostluğu başkadır benim köyümün
XXX
Yaz gelince çıkarlar yaylaya
Gurbetçiler hasretle döner sılaya
Benden selam olsun Aziz Ağa’ya
Sevgisi başkadır benim köyümün
İBRAHİM SEVİNDİK